ALLAHIN GALİP ARSLANI EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ.ALİ’NİN FAZİLETLERİNDEN DENİZDEN BİR DAMLADIR.!!!!

0
435

HZ. PEYGAMBER’İN ZÜRRİYETİ EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ’NİN SÜLBÜNDENDİR

  1. Cabir bin Abdullah el-Ansari’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Allah, her peygamberin zürriyetini kendi sulbünden kıldı, benim zürriyetimi ise Ali’nin sulbünden kıldı
    (el-Zehebi’nin “Mizan’ül İtidal” Kısım 3, S.398 / Tabarani’nin “Mucem el-Kebir” C.3, S.43 / Tarih-i Bağdat C.1, S.316 / Sevaik’ul Muhrika S.124 / Fayd’ul Kadir C.2, S.223)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ İLK İMAN EDEN ŞAHISTIR

  1. Resulullah (s.a.a.) Ayşe’ye hitaben şöyle buyurdu: “Bu Ali, bana iman edenlerin ilkidir.”
    (İbn’ül Esir’in “Üsd’ül Gabe” C.7, S.259)
  2. EMİR-ÜL MUMİNİN HZ.ALİ şöyle buyurdu:
    “Resulullah’a peygamberlik Pazartesi günü verildi, ben ise Salı günü İslam’a iman ettim.”
    (el-Müttaki el-Hindi’nin “Muntahab’ul Kenz” C.5, S.40)
  3. EMİR-ÜL MÜMİNİN MEVLANA ALİ şöyle buyurdu:
    “En büyük Sıddık benim, Ebu Bekir iman etmeden ben iman ettim. O İslam’ı kabul etmeden ben kabul ettim.”
    (İbn-i Ebil Hadit Şerh-i Nehcü’l-Belaga C.3 S.251 / İbn-i Kuteybe el-Mearif s.73 / İbn-i Asakir “Tarih-i Dimeşk” C.1, S.53 / el-Muttaki el-Hindi “Kenzu’l-Ummal”
    C.6 S. 405, Taberi Zehairu’l-Ukba S.58 ve Riyazu’n-Nazire C.2 S.155 / Ensabu’l-Eşraf C.2, S.146 ez-Zehebi Mizanu’l-İtidal C.1 S.417 Hadis No:3484)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ.ALİ EN BÜYÜK SIDDIK VE EN YÜCE FARUKTUR

  1. Hz.Selman el-Farisi, Ebu Zer ve Hüzeyfe’den naklen, Resulullah (s.a.a.) EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ’yi elinden tutarak şöyle buyurdu :
    “Bu, bana ilk iman eden ve Kiyamet gününde benimle ilk görüşecek olandır. Kendisi en büyük sıddık ve bu
    ümmetin farukudur, bu, dinin üstadıdır, mal ise zalimlerin üstadıdır”
    (Tabarani’nin “Mucem el-Kebir” C.6, S.269 / el-Müttaki’nin “Kenz’ ul Ummal” C.6, S.156 /el-Heysemi’nin “Mecma üz-Zevaid” C.9, S. 102 / İbn-i Udey’in “el-Kamil fi Düefa ir-Rical”C.4, S.229 / el-Künci’nin “Kifayet üt-Talip”s.187 / el-Akili’nin “Düefa’il Kebir” C.2, S.47 / el-Beyhaki’nin “Sünen el-Kübra”)
  2. EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ şöyle buyurdu : “Ben, Allah’ın kulu ve Resulünün kardeşiyim. En büyük Sıddık benim, bunu benden
    sonra kim söylerse yalancıdır, ben insanlardan yedi yıl önce namaz kıldım.”
    (Sünen İbn-i Mace C.1, S.57 / el-Hasais en-Nisai S.3 / Menakıb-ı Ahmet bin Hanbel No:17 / el-Hakim Nişaburi’nin “Müstedrek es-Sahihayn” C.3, S.112 / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.1, S.61 / İbn-i Ebil Hadit’in “Şerh-u Nehc’ül Belağa” C.3, S.257 /Tarih-i Tabari C.2, S.56 / İbn-i Kesir’in “el-Kamil fit-Tarih” C.2, S.22 / Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” S.60 ve “Riyad’ul Nadara”
    C.2, S.155 / el-Hamvini eş-Şafii’nin “Feraid es-Simtayn C.1, S.248)
  3. Ebu Zer el-Gaffari dedi ki : Resulullah’ın şöyle buyurduğunu kendim duydum :
    “Ey Ali, en büyük Sıddık ve hak ile batılı birbirinden ayıran Faruk sensin, sen dinin üstadı ve Emirisin”
    (Muhibeddin el-Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” S.56)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ RESULULLAH’IN KARDEŞİDİR

  1. Resulullah, ashabı arasında kardeşlik kurduğunda EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ gözü yaşlı olarak gelir ve der ki :
    “Ey Resulullah, ashabın arasında kardeşlik ilan ettin, beni kimseyle kardeş yapmadın”
    Resulullah (s.a.a) bunun üzerine şöyle buyurdu :
    “Ey Ali, sen dünyada ve ahirette kardeşimsin”
    (Sahih-i Tirmizi C.2, S.299 / Müstedrek es-Sahihayn C.3, S.14 / Kifayet’üt Talip S.194 / Menakıb-ı Meğazeli S.37)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ RESULULLAH’IN DOST VE YARDIMCISIDIR

  1. Resulullah (s.a.a.) EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ’ye hitaben şöyle buyurdu:
    “Ey Ali, sen dünyada ve ahirette dost ve yardımcımsın”
    (Sahih-i Müslim C.2, S.24-Hz.Ali’nin faziletleri babında / el-Ha-kim’in “Müstedrek es-Sahihayn” C.3, S. 109 /
    Tabari’nin “Riyad’ul Nadara” C.2, S.203 / Tirmizi”Kenz’ul Ummal” C.6, S.152’den tahric etti. / İbn-i Hacer’in
    “Sevaik’ül Muhrika”
    S.107 / Talhis el-Müs-tedrek S.26 / Müsned el-Bezzar / Müsned-i Ahmet bin Hanbel)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ MÜMİNLERİN VELİ’SİDİR

  1. İmran bin Husayn’dan naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ali benden, ben de Ali’denim, kendisi tüm müminlerin Veli’sidir”
    (el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.2, S.607 / el-Münavi’ nin “Künüz el-Hakaik” C.1, S.71 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin
    Yena-bi’ül Mevedde” S.179 / Şerh’ül Ercüzat S.293 / İs’af er-Rağıbin S. 177,178 / El-Zehebi’nin “Talhis el-Müstedrek”)
  2. Resulullah (s.a.a.) EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’ye hitaben şöyle buyurdu :
    “Ey Ali, sen müminlerin Veli’sisin”
    (Sünen-i Tirmizi C.6, S.267 / Müsned-i Ahmet bin Hanbel C.4, S.468)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ ALİ RESULÜLLAH’IN SAHİBİ VE ARKADAŞIDIR

  1. Resulullah (s.a.a.) EMİR-ÜL MUMİNİN MEVLANA ALİ’ye hitaben şöyle buyurdu :
    “Ey Ali, sen kardeşim, sahibim ve cennette arkadaşımsın”
    (İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.1, S.122 / el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” C.12, S.268 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.6, S.402 ve Muntahab’ul Kenz” )
  2. İbn-i Abbas’tan naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ey Ali, sen bendensin, ben de sendenim, sen kardeşim ve arkadaşımsın.”
    (İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.1, S.109)

EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ RESULÜLLAH’IN SIRRININ SAHİBİDİR

  1. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Sırrımın sahibi Ali bin Ebi Talip’tir”
    (İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.2, S.311 / el-Münavi’nin “Kü-nüz el-Hakaik” C.1, S.155 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.180)

PEYGAMBERLER’İN SIFATLARI EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’DEDİR

  1. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Her kim Adem’e ve ilmine, Şis’e ve hilmine, İdris’e ve re’fetine, Nuh’a ve davetine, İbrahim’e ve cömertliğine, Musa’ya ve
    selabetine, Davud’a ve hilafetine, İsa’ya ve ibadetine, Zekeriya’ya ve şahadetine, Yahya’ya ve ismetine bakmayı istiyorsa
    Ali’ye baksın. Çünkü Ali bir ayna gibi onları aksettirmiştir.”
    (Ahmet Bican’ın “Envar’ül Aşıkin” C.1, S.458-459)
  2. Abdullah bin Abbas’tan naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Her kim hilminden dolayı İbrahim’e, hikmetinden dolayı Nuh’a ve cemalinden dolayı Yusuf’a bakmayı istiyorsa
    Ali bin Ebi Talip’e baksın.”
    (Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” S.94 ve “Riyad’ul Nadara” C.2,S.218)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’Yİ ZİKRETMEK İBADETTİR

  1. Sehl bin Sa’d ve Ayşe’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu:
    “Ali’yi zikretmek ibadettir.”
    (İbn-i Kesir’in “el-Bidaye ven-Nihaye” C.7, S.357 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.12, S.201 / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.2, S.408 / el-Suyuti’nin “Cami us-Sağir” C.1, S.583 / el-Münavi’nin “Künüz el-Hakaik” C.1, S.134 / Muntahab’ul Kenz C.5, S.30 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.180,231, 237,262 / el-Münavi’nin “Fayd’ül Kadir” C.3, S.565 /Kenz’ul İrfan S.27 / el-Hamadani’nin “Meveddet’ül Kurba” C.7, S.311 / Şeyh Yusuf el-Nebehani’nin “Feth’ül Kebir” C.2, S.120 /Menakıb-ı Meğazeli S.206 / Menakıb-ı Hüvarezmi S.261 / el-Künci eş-Şafii’ nin “Kifayet üt-Talip” / ed-Ed-Deylemi’nin “Firdevs’il Ahbar”)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’NİN YÜZÜNE BAKMAK İBADETTİR

  1. Cabir bin Abdullah el-Ansari, Ayşe, İmran bin Husayn, Muaz bin Cebel ve Abdullah bin Mesut’tan naklen,
    Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ali’nin yüzüne bakmak ibadettir.”
    (el-Hakim’in “Müstedrek es-Sahihayn” C.3, S.142 / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.2, S.394 / el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” C.2, S.51 / el-Zehebi’nin “Mizan’ül İtidal” C.3, S.483 / Ebu Naim’in “Hilyet’ül Evliya” C.2, S.182 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Muntahab’ ul Kenz” C.5, S.30 ve “Kenz’ul Ummal” c.11, s.601 /İbn-i Kesir’in “el-Bidaye ven-Nihaye” C.7, S.357 / İbn-i Hacer’in “Sevaik’ül Muhrika” S.175 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Talip” S. 34 / Tabari’nin “Riyad’ul Nadara” C.2, S.219 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S. 90 / Suyuti’nin “Tarih’ül Hulefa” S.66)

EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ HITTA (MAĞFİRET) KAPISIDIR

  1. İbn-i Abbas’tan naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ali bin Ebi Talip mağfiret kapısıdır, her kim içinden geçerse mümin, her kim dışında kalırsa kâfirdir.”
    (el-Suyuti’nin “Cami us-Sağir” C.2, S.56 / el-Müttaki el-Hindi’ nin “Kenz’ul Ummal” C.6, S.153 ve “Muntahab’ul Kenz” C.5, S.20 / el-Nebehani’nin “Feth’ül Kebir” C.2, S.242 / İbn-i Hacer’in “Seva-ik’ül Muhrika” S.75 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Meved-de” S.247,284 / el-Bedhaşi’nin “Miftah’ün Neca fi Menakıb al Aba” / Esn’el Metalip s.37 / ed-Derakutni’nin “el-Afrad” / ed-Deylemi’nin “Firdevs’il Ahbar” )

EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ’YE SÖVEN ALLAH’A SÖVMÜŞTÜR

  1. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ali’ye dil uzatan bana dil uzatmıştır.”
    (el-Hasais en-Nisai S.24 / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.2, S.184 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Muntahab’ul Kenz” C.5, S.30 / el-Suyuti’nin “Tarih’el Hulefa” S.73 / el-Nebehani’nin “Feth’ül Kebir” C.3, S.196 / Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” S.66 / Menakıb-ı Hüva-rezmi S.82 / Mişkat’ül Mesabih C.3, S.235)
  2. İbn-i Abbas’tan naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ali’ye dil uzatan bana dil uzatmış, bana dil uzatan da Allah’a dil uzatmıştır, Allah’a dil uzatan kişiyi, Allah burnu üzere ateşe atacaktır.”
    (İbn-i Sabbağ el-Maliki’nin “Füsul’ül Mühimme” S.111 / Tabari’ nin “Zehair’ul Ukba” S.66 ve “Riyad’ul Nadara” C.2, S.219 / Menakıb-ı Hüvarezmi S.81-82 / Menakıb-ı Meğazeli S.83)
  3. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ali’ye dil uzatmayın, zira Ali, Allah’ın rızasına sürülmüştür.”
    (Ebu Naim el-Asbahani’nin “Hilyet’ül Evliya” C.1, S.68 / el-Mütta-ki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.12, fasıl.2, Hadis No: 1257 /
    el-Münavi’nin “Künüz el-Hakaik” C.2, S.258 / el-Kunduzi el-Ha-nefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.181)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ VE KURAN BİRBİRİNDEN AYRILMAZ

  1. Resulullah’ın hanımı Ümmü Seleme’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ali Kur’an’ladır, Kur’an da Ali’yledir, ikisi havuz başına varana dek birbirinden ayrılmazlar.”
    (el-Hakim’in “Müstedrek es-Sahihayn” C.3, S.124 / Tabarani’nin “Mucem el-Sağir” C.1, S.55 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Ta-lip” S.399 / İbn-i Hacer’in “Sevaik’ül Muhrika” S.76 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.6, S.153 / el-Münavi’nin “Fayd’ül Kadir” C.4, S.358 / eş-Şeblenci’nin “Nur’ül Absar” S.73 / el-Suyu-ti’nin “Tarih’ül Hulefa” S.173 / el-Suyuti’nin “Cami us-Sağir” C.2, S.66 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.185 / İs’af er-Rağıbin S.147)
  2. Hz. Fatma’dan (a.s) naklen, Resulullah’ın vefat ettiği hastalığı esnasında yanında bulunanlara şöyle buyurdu :
    “Ey insanlar kısa bir süre içinde ruhumu teslim eder, aranızdan ayrılırım, mazeretiniz olmasın diye size bir daha hatırlatıyorum: Aranızda iki halife bırakıyorum. Biri Rabbimin kitabı, öbürü de Ehlibeytimdir.” Daha sonra Ali’yi elinden tutarak şöyle buyurdu :
    “Ali Kur’an’ladır, Kur’an da Ali’yledir, ikisi Kevser havuzunun başına varana dek birbirinden asla ayrılmazlar.”
    (İbn-i Hacer el-Heytemi’nin “Sevaik’ül Muhrika” S.124 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.40)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ VE HAK BİRBİRİNDEN AYRILMAZ
Ümmü Seleme’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ali hakladır, hak da Ali’yledir, ikisi Kıyamet gününde havuz başına varana dek birbirinden asla ayrılmazlar.”
(el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” C.14, S.321 / İbn-i Kuteybe’nin “el-İmametü ves-Siyasetü” C.1, S.73 / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Di-maşk” C.3, S.119 Hadis No: 1162 / el-Hamvini eş-Şafii’nin “Feraid es-Simtayn” C.1, S.177 / el-Heysemi’nin “Mecma’üz Zevaid” C.9, S.134 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Muntahab’ul Kenz” C.5, S.30 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.55 / ed-Dulabi’nin “el-Künye vel-Esma” C.2, S.89 / Rabi’ül Ebrar C.1,S.828 / Tabara-ni’nin “Tabarani’nin “Mucem es-Sağir” ve “Mucem el-Avsat” / es-Sem’ani’nin “Fedail’üs Sahabe” )

  1. EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Allah Ali’yi rahmet et ve hangi tarafa yönelirse yönelsin hakkı beraberinde kıl.”
    (Sahih-i Tirmizi C.5, S.633 / el-Hakim’in “Müstedrek es-Sahi-hayn” C.3, S.124 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.5, S.62 /
    Menakıb-ı Hüvarezmi S.104 / el-Beyhaki’nin “el-Mehasin vel-Müsavi” S.41)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ İLİM KENTİNİN KAPISIDIR.
Cabir bin Abdullah el-Ansari ve Mücahit’ten naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ben ilmin kentiyim, Ali de kapısıdır, her kim ilim isterse kapıya gelsin”
(el-Hakim’in “Müstedrek es-Sahihayn” C.3, S.126 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” V.11, S.600 / el-Münavi’nin “Fayd’ül Kadir” C.3, S.46 / İbn-i Hacer’in “Lisan’ül Mizan” C.1, S.191 / el-Suyuti’nin “Cami us-Sağir” C.1, S.108 / el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” C.4, S.348 / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.2, S.459 / İbn-i Hacer’in “Sevaik’ül Muhrika” S.120 / İbn-i Kesir’in “el-Bida-ye ven-Nihaye” C.7, S.358 / Menakıb-ı Hüvarezmi S.40 / el-Mes’ udi’nin “Müruc el-Zeheb” C.2, S.437 / İbn’ül Esir’in “Üsd’ül Gabe” C.4, S.100)

  1. EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ben ilmin kentiyim, Ali de kapısıdır, evlere ancak kapılarından geçilir.”
    (Menakıb-ı Meğazeli S.82 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Talib” S.220)
  2. Ali bin Musa el-Rida’dan, babası ve dedelerinden, EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu:
    “Ey Ali, ben ilmin kentiyim, sen de kapısısın, her kim kente, kapıdan değil de başka bir yerden geçtiğini söylerse yalancıdır.”
    (Menakıb-ı Meğazeli S.85 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.72)

SORUN BENDEN BENİ YİTİRMEDEN

  1. EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ şöyle buyurdu :
    “Bana sorunuz, vallahi Kıyamete kadar ne hakkında sorarsanız size haber veririm. Bana Allah’ın kitabından sorunuz, her ayetin gece mi, gündüz mü, dağlıkta mı, düzlükte mi indiğini bilirim.”
    (Tabari’nin “Cami’ül Beyan” C.1, S.114 / el-Suyuti’nin “Tarih’ül Hulefa” S.214 / Feth’ül Bari C.8, S.485 / Miftah’üs Seadet C.1, S. 400 / el-Atkan C.2, S.319)
  2. EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ şöyle buyurdu :
    “Sorun benden beni yitirmeden, Şüphesiz ben gökyollarını yeryüzü yollarından daha iyi tanırım.”
    (İbn-i Ebi Talha’nın “Metalib’üs Süül” S.26 / el-Kunduzi el-Hane-fi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.66 / Tefsir’ül Fatiha S.52 el-Ezher bas.)
  3. EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ şöyle buyurdu :
    “Gayb sırlarından bana sorunuz, mürsel peygamberlerin tüm ilimlerine varisim ben.”
    (el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.69)
  4. EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ şöyle buyurdu :
    “İsteseydim yalnız Fatiha’nın tefsirinde yetmiş deve yükü kitap yazardım.”
    (İmam Gazzali’nin “İhya-u Ulumiddin” C.1, S.803 / el-Kunduzi ‘nin “Yenabi’ül Mevedde” S.64,407,524/ Tefsir’ül Fatiha S.57 /
    Kemaleddin el-Halebi eş-Şafii’nin “ed-Darr’ül Manzum”)

EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ.ALİ şöyle buyurdu :
“Bil ki tüm semavi kitapların esrarı Kur’an’da toplanmıştır, Kur’an’ın tüm esrarı Fatiha’dadır, Fatiha’nın tüm esrarı Besmelededir, Besmelenin tüm esrarı ‘B’ harfindedir, ‘B’ harfinin tüm esrarı da onun altındaki noktadadır.” Daha sonra şöyle buyurdu :
” ‘B’ harfinin altındaki nokta benim.”
(El-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.69 / Kemaled-din el-Halebi eş-Şafii’nin “ed-Darr’ül Manzum”)

EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ’NİN SEVGİSİ HAKKINDA
EMİR-ÜL MÜMİNİN HZ. ALİ’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ey Ali, seni ancak mümin sever ve ancak sana münafık buğzeder.”
(Sünen-i Nisai C.8, S.117 / Müsned-i Ahmet bin Hanbel C.1, S.95 / Ebu Naim el-Asbahani’nin “Hilyet’ül Evliya” C.4, S.185 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.2, S.598 ve Muntahab’ul Kenz” C.5, S.30 / İbn’ül Cevzi’nin Tezkiret’ül Huffaz C.1, S.10)
Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ali’yi sevmek imandır onu buğzetmek nifaktır.”
(Sahih-i Müslim C.1, S.61 / Sünen-i Tirmizi C.8, S.306 / Sünen-i Nisai C.6, S.117 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.55)
Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Mümin sahifesinin (amel defterinin) unvanı Ali’ye olan sevgisidir.”
(el-Müttaki el-Hindi’nin “Muntahab’ul Kenz” C.5, S.30 “Kenz’ul Ummal” C.11, S.601 / el-Suyuti’nin “Cami us-Sağir” C.2, S.45 /
el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” C.4, S.410 / İbn-i İbn-i Hacer’in “Lisan’ül Mizan” C.4, S.471 / Nezhet’ül Mecalis C.2, S.208)
Ümmü Seleme’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ali’yi seven beni sevmiş olur, beni seven de Allah’ı sevmiş olur, Ali’ye buğzeden bana buğzetmiş olur,
bana buğzeden de Allah’a buğzetmiş olur.”
(eş-Şeblenci’nin “Nur’ül Absar” S.72 / Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” S. 65 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.12,
Hadis No : 1264 / İbn’ül Cevzi’nin “Tezkiret’ül Havas” S.28)
.Bir adam Selman-ı Farisi’ye sordu ki : “Ali’yi neden aşırı derecede seversin? Selman dedi ki :
“Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurduğunu duydum :
“Her kim Ali’yi severse beni sevmiş olur ve kim Ali’yi buğzederse bana buğzetmiş olur.”
(el-Hakim Nişaburi’nin “Müstedrek es-Sahihayn” C.3, S.130 / Menakıb-ı Hüvarezmi S.30 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.6, S.157-158 / el-Münavi’nin “Künüz el-Hakaik” S.188 / el-Heysemi’nin “Mecma’üz Zevaid” C.9, S.132 / Tabari’nin “Riyad’ul Nadara” C.2, S.2, S.166 )

Abdullah bin Abbas’tan naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ali’ye olan sevgi günahları, ateşin odunu yediği gibi yer.”
(İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.2, S.103 Hadis No: 610 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Talip”
S.184 / el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” C.4, S.194 / Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” S.91-92 ve “Riyad’ul Nadara” C.2, S.215 / Nezhet’ül Mecalis C.2, S.207 / el-Münavi’nin “Künüz el-Hakaik” C.1, S.17 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.11, S.621 ve “Muntahab’ul Kenz” C.5, S.34 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.180,236,251)
Abdullah bin Abbas ve Ömer bin Hattab’tan naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“İnsanlar, Ali bin Ebi Tâlib’in sevgisi üzerine toplansaydılar, Allah Cehennemi yaratmazdı.”
(Hatiplerin Hatibi Hüvarezmi’nin “Maktel-i Hüseyin” C.2, S.38 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S. 91,125,237,251 / Muhammed bin Salih et-Tirmizi’nin “el-Kevkeb ed-Dürri” S.122 / el-Askeri’nin “Makam Emir’ül Müminin İnd’ül Hulefa” S.45 / Menakıb-ı Hüvarezmi S.28 / ed-Deylemi’nin “Firdevs’il Ahbar”)
Abdullah bin Abbas’tan naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ey Ali, seni sevip doğrulayana ne mutlu ve seni yalanlayıp sana buğzedenin vay haline.”
(el-Hakim’in “Müstedrek es-Sahihayn” C.3, S.145 Hadis No: 4657 / İbn’ül Esir’in “Üsd’ül Gabe” C.4, S.101 Hadis No : 3783 / İbn-i Sabbağ
el-Maliki’nin “Füsul el-Mühimme” S.127)

ALLAH, EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’NİN GAZABINA GAZAP GÖSTERİR
Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ey Ali, Allah senin rızana rıza, gazabına da gazap gösterir.”
(el-Münavi’nin “Künüz el-Hakaik” C.1, S.61 / el-Kunduzi el-Hane-fi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.179)
Resulullah (s.a.a.) bir gün Ebu Bekir, Osman ve EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ ile beraber otururken şöyle buyurdu :
“Ey Ebu Bekir, bu gördüğün Ali, benim gökte ve yeryüzünde vezirimdir, senden razı olduğu halde Allah’a kavuşmak
istiyorsan Ali’nin senden razı olmasına bak, zira Ali’nin rızası Allah’ın rızasıdır, Ali’nin gazabı da Allah’ın gazabıdır.”
(el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S. 251)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ İNSANLARIN EN HAYIRLISIDIR
Cabir bin Abdullah el-Ansari’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ali insanların en hayırlısıdır, bundan şüphe eden kafir olur.”
(el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.11, S.625, Hadis No : 33045 / el-Münavi’nin “Künüz el-Hakaik” S.92 /
el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.180,247 / el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” C.7, S.421)
Cabir bin Abdullah el-Ansari ve Hüzeyfe’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ali insanların en hayırlısıdır, her kim bunu kabul etmezse kafir olur.”
(Hanbeli mezhebinin imamı Ahmet bin Hanbel’ in “el-Fadail” S.46, Hadis No: 72 /el-Hamvini eş-Şafii’nin “Feraid es-Simtayn” C.1, S.154 Hadis No: 116 / el-Askalani’nin “Tehzib et-Tehzib” C.9, S.419 / ed-Deylemi’nin “Firdevs” C.3, S.62 / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.2, S.445 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.6, S.159, C.12, D.221 Hadis No: 1286 ve “Muntahab’ul Kenz” C.5, S.35/ el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” C.3, S.192 , C.7, S.421 / el-Münavi’nin “Künüz el-Hakaik” V.2, S.16 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Talip” S.119 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.180,246 / el-Suyuti’nin “Leali” C.1, S.170 / el-Tabari’nin “Riyad’ul Nadara” C.2, S.220, “Zehair’ul Ukba” S.96, “Beşaret’ ül Mustafa” S.246 ve “Tefsir-i Tabari” V.30, S.171 / eş-Şeblenci’ nin “Nur’ul Absar” S.70, 101 / Abdullah eş-Şafii “el-Menakib” S.30 / Fahrettin Razi’ nin “Nihayet’il Ukul” S.114 / “Ramuz’ ül Ahadis” S.442 / el-Kaşifi el-Hanefi et-Termezi’ nin “el-Menakib el-Murtadaviyye” S.106 /el-Askalani’ nin “Lisan’ ul Mizan” C.3, S.166)

  1. EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ
    ve Abdullah bin Mesud’tan naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Her kim Ali insanların en hayırlısıdır demezse kafir olur.”
    (İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.2, S.444 Hadis No : 954 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Talip” S.119 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Muntahab’ul Kenz” C.5, D.35 ve “Kenz’ul Ummal” C.11, S.625 Hadis no : 33046 / el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” C.3, D.194 Hadis No : 1234 / el-Askalani’nin “Tehzip et-Tehzip” C.9, S.419 Hadis No : 687)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ RESULULLAH’IN HAK HALİFESİDİR

  1. Resulullah (s.a.a.) amcalarına hitaben şöyle buyurdu :
    “Ali benim kardeşim, vasim ve içinizde halifemdir, onu dinleyin ve ona itaat edin.”
    (Müsned Ahmet bin Hanbel C.1, S.159 / el-Askalani’nin “el-İsabe fi Temyiz es-Sahabe” C.1, Cz.2, S.217 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Muntahab’ul Kenz” C.5, S.42 ve “Kenz’ul Ummal” C.13, S.131 / El-Suyuti’nin “Cami’ül Ahadis”C.16, S.251 / Tefsir’ül Hazen C.3, S.371 / İbn-i Esir’in “el-Kamil fit-Tarih” C.1, S.487 / Tarih’üt Tabari C.2, S.63 / İbn-i Kesir’in “el-Bidayetü ven-Nihaye” C.3, S.352 / İbn-i Ebil Hadit’in “Şerh-u Nehc’ül Belağa” C.13, S.211 / Siret’ül Halebi C.1, S.311 / el-Haskani’nin “Şevahid’üt Tenzil” C.1, S.371)
    Hz. Selman-ı Farisi’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ben ve Ali, Adem yaratılmadan bin yıl önce, Allah’ın huzurunda onu tesbih ve takdis eden bir nur idik.
    Allah Adem’i yarattıktan sonra o nuru Adem’in sulbüne verdi, böylece bir sulpte gelerek Abdülmüttalip’te
    ikiye ayrıldı; bende peygamberlik, Ali’de ise halifelik (nuru yerleşti).”
    (el-Askalani’nin “Lisan’ül Mizan” C.2, S.229 / İbn-i Cevzi’nin “Tezkiret’ül Havas” s.52 / el-Zehebi’nin “Mizan’ül İtidal” C.1, S.235 Hadis No : 1904 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Talip” S. 315 / Menakıb-ı Meğazeli S.88 / İbn-i Ebil Hadit’in “Şerh-u Nehc’ül Belağa” C.2, S.450 / ed-Deylemi’nin “Firdevs’il Ahbar” / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” / Fedail-i Ahmet bin Hanbel)
    Abdullah bin Abbas dedi ki : ”Fitneler olacaktır, bu durumu yaşarsanız sizlere iki haslete tutunmanızı tavsiye ederim. Biri Kuran-ı Kerim, diğeri de Ali ibn Ebu Talip’tir. Çünkü Resulullah (s.a.a.)’ın şöyle buyurduğunu kendim duydum :
    “Ali bana ilk iman eden ve Kıyamet gününde benimle ilk tokalaşacak olandır, kendisi bu ümmetin farukudur, hak ile batılı ayırt edendir, O müminlerin önderidir, mal ise zalimlerin önderidir. Ali benden sonra halifemdir.”
    (Şam’ın Muhaddisi İbn-i Asakir eş-Şafii’nin “Tarih-i Dimaşk” C.1,S.78)
    .Resulullah (s.a.a.) EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’ye hitaben şöyle buyurdu :
    “Ey Ali, sen kardeşim, vezirim, vasim, varisim ve benden sonra halifemsin.”
    (Ehl-i Sünnetin iki hafızı tahric etti : Hafız İbn-i Ebil Hatim ve Hafız el-Beğavi / İbn-i Teymiyye’nin “Minhac’üs Sünnet” C.4, S.80 / Siret’ül Halebi C.1, S.304)
    Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
    “Ali, kardeşim, vezirim, Ehl-i Beytimin içinde halifemdir, Ali terk ettiklerimin en hayırlısıdır.”
    (el-Askalani’nin “el-İsabe fi Temyiz es-Sahabe” C.1, CZ.1, S.217)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ RESULULLAH’IN VASİSİ VE VARİSİDİR
Ümmü Seleme’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu:
“Allah her peygambere bir Vasi tayin etti, Ali de soyumda, Ehli Beytimde ve ümmetimde benden sonra vasimdir.”
(el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.79)
Hz. Selman-ı Farisi, Ebu Büreyda ve babasından naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Her Peygamberin bir vasisi ve varisi olur, benim vasim ve varisim de Ali’dir.”
(İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” C.3, S.5 Hadis No : 1021 / Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” S.71 ve “Riyad’ul Nadara” C.2, S.178 / el-Zehebi’nin “Mizan’ül İtidal” C.2, S.273 / el-Münavi’nin “Künüz el-Hakaik” C.2, S.69 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Talip” S. 131 / İbn’ül Cevzi’nin “Tezkiret’ül Huffaz” S.49 / es-Seyyid Muhammed Salih et-Tirmizi’nin “el-Kevkeb ed-Dürri” S.105 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” C.6, S.156 ve “Muntahab’ ul Kenz” C.5, S.32 / el-Heysemi’nin “Mecma’üz Zevaid” C.9, S.113 / Tehzib et-Tehzip C.3, S.106 / el-Haskani’nin “Şevahid et-Tenzil” C.1, S.77 / Muhammed Mahmud el-Rafii’nin “Şerh’ül Haşimiyat” S.29 / Menakıb-ı Hüvarezmi S.42 / Menakıb-ı Meğazeli S.200-201 Hadis No :238 / el-Kunduzi “Yenabi’ül Mevedde” S.79,180,207,232,248 / İbn’ül Esir’in “Üsd’ül Gabe” C.1, S.175 /ed-Deylemi’nin “Firdevs’ il Ahbar” / Hafız Ebul Kasım el-Beğa-vi’nin “Mucem es-Sahabe” )
Hz. Cafer es-Sadık (a.s), babası ve dedelerinden naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ey Ali, ben peygamberlerin sonuncusu olmasaydım, sen peygamberliğime ortak olurdun.
Sen peygamber değilsin, ama peygamberin vasisi ve varisisin. Sen vasilerin üstadı ve takva sahiplerinin imamısın.”
(el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.80)
Hz.Selman-ı Farisi, Resulullah (s.a.a.)’a senin vasin kimdir, diye sordu. Resulullah (s.a.a.) ona şöyle buyurdu :
“Ey Selman, kardeşim Musa’nın vasisi kimdi? Selman dedi ki: Yuşa bin Nun idi. O zaman Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Vasim, varisim, borcumu ödeyen ve vadettiklerimi yerine getiren Ali’dir.”
(Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” S.71 ve “Riyad’ul Nadara” C.3, S.138 / Menkıb-ı Ahmet bin Hanbel C.1, Hadis No: 172 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Muntahab’ul Kenz” C.5, S.32 ve “Kenz’ul Ummal”C.6, S.156 /Tehzib et-Tehzip C.3, S.106 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Talip” S.293 / el-Heysemi’nin “Mecma’üz Zevaid” C.9, S.113 / el-Haskani’nin “Şevahid et-Tenzil” C.1, S.77 / İbn-i Teymiyye’nin “Minhac’üs Sünnet”
C. S.6 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.231)

EMİR-ÜL MUMİNİN HZ. ALİ’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Allah’u Teala her peygambere bir Vasi kıldı: Habil’i Adem’in vasisi kıldı, Şis’i Nuh’un vasisi kıldı, Yusuf’u Yakub’un vasisi kıldı, Yuşa’yı Musa’nın vasisi kıldı, Asıf’ı Süleyman’ın vasisi kıldı, Şem’un’u İsa’nın vasisi kıldı, benim vasim de Ali’dir. Benim vasim, vasilerin en hayırlısıdır.”
(Es-Seyyid Muhammed Salih et-Tirmizi’nin “el-Kevkeb ed-Dürri” S.118 / Süleyman el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” S.248)