HZ.ALİ (K.V.) KUFE MESCİDİNDE CUMA HUTBESİNİ OKURKEN CEMAAT BİRAZDA KENDİNİ ANLAT YA İMAM ALİ DİYE ISRAR EDER!!!

0
398

Küfe mescidinde İmam Ali k.v. hutbe okurken cemaat ;”bize kendini anlat” diye ısrar etti.
Hz. Ali:
”Siz sözlerimi kaldıramazsınız.”dedi.
Cemaat ısrar edince aşağıdaki hutbeyi okudu.
Hutbe bitmeden ”Haşa Ali Allah oldu dinden imandan çıktı” diyerek cemaat oradan ayrılmaya başladı. Hz. Ali kapıları tutmalarını emir ederek ”Sözlerimi kaldıramazsınız. Kaldırsanız da anlamazsınız.”diyerek hutbeye son verdi.
Ben Sırların sırrıyım,
Ben Nurların ağacıyım,
Ben Göklerin deliliyim,
Ben Tesbih edenlerin en iyisiyim,
Ben Cebrail’in haliliyim,
Ben Mikail’in arkadaşıyım,
Ben Meliklerin kumandanıyım,
Ben Feleklerin semendeliyim,
Ben Safilerin kabıyım,
Ben Elvahın muhafızıyım,
Ben Karanlığın kutbuyum,
Ben Beyt-i Mamurum,
Ben Bulutların yağmuruyum,
Ben Ğaypların nuruyum,
Ben Hüccetlerin feleğiyim,
Ben Hüccetlerin hüccetiyim,
Ben Doğru yola sevk edicisiyim,
Ben Hakikatların muhakkıkıyım,
Ben Tevilin açıklayanıyım,
Ben İncil in müfessiriyim,
Ben Âl-i Aba’nın beşincisiyim,
Ben Yol göstericilerin rehberiyim,
Ben Koruyucuların koruyucusuyum,
Ben Âraf’ın ricaliyim,
Ben İbrahim’in sırrıyım,
Ben Kelim’in resulüyüm,
Ben Evliyanın velisiyim,
Ben Enbiyanın varisiyim,
Ben Ğafurun hicabıyım,
Ben celilin en seçkiniyim,
Ben İncilin ilya’sıyım,
Ben Şedidül kuvayım,
Ben Livail hamdin taşıyıcısıyım,
Ben Mahşerin imamıyım,
Ben Kevser’in sakisiyim,
Ben Cennetlerin taksim edicisiyim,
Ben Ateşten uzaklaştıranım,
Ben dinin arıbeyiyim,
Ben müttakilerin imamıyım,
Ben Muhtarın varisiyim,
Ben Yardımcıların yardımcısıyım,
Ben kafirlerin yok edicisiyim,
Ben İmamların babasıyım,
Ben Kapıyı sökenim,,
Ben Ahzab’ı dağıtanım,
Ben Kıymetli cevherim,
Ben İlim şehrinin kapısıyım,
Ben Beyyinatın müfessiriyim,
Ben Müşküllerin halledicisiyim,
Ben Nun vel kalemim,
Ben Karanlıkların kandiliyim,
Meta Suali benim,
Ben Hel Eta süresi memduhuyum,
Ben En-Nebeül Azimim,
Ben Sıratı Müstakimim,
Ben Sedeflerin incisiyim,
Ben Kaf dağıyım,
Ben harflerin sırrıyım,
Ben Zamanı kısaltanım,
Ben Sarsılmayan dağım,
Ben İlmin zirvesiyim,
Ben Gaypların anahtarıyım,
Ben Kalplerin kandiliyim,
Ben Ruhların nuruyum,
Ben Eşbahın nuruyum,
Ben önüne geçilmeyen süvariyim,
Ben kınından sıyrılan kılıcım,
Ben Katledilen şehidim,
Ben Kuran’ı toplayanım,
Ben Beyanın binasıyım,
Ben Resulallah’ın kardeşiyim,
Ben Betül Fatıma’nın kocasıyım,
Ben İslam’ın direğiyim,
Ben Putları kıranım,
Ben En iyi işiten kulağım,
Ben Cinnin katiliyim,
Ben Mümin’lerin salihiyim,
Ben Felaha erenlerin imamıyım,
Ben Kerem ve seha ehli imamıyım,
Ben Nübüvvet esrarının hazinesiyim,
Ben Öncekilerin haberlerini bilenim,
Ben Sonrakilerin haberlerini verenim,
Ben Kutupların kutbuyum,
Ben Sevgililerin sevgilisiyim,
Ben Zamanın beşiğiyim,
Ben zamanın isa’sıyım,
Vallahi Ben Allah’ın yüzüyüm,
Vallahi Ben Allah’ın aslanıyım,
Ben Arab’ın efendisiyim,
Ben Sıkıntıları aşanım,
Ben Lâ feta illa Ali denilenim,
Ben Resülullah’ın :”Senin benim yanımdaki misalin Harun’un Musa’ya olan mertebesi gibidir dediği kimseyim,
Ben Allah’ın Galip aslanıyım,
Ben Ali bin Ebi Talib’im.”
Bu esnada soruyu soran şahıs bir feryat ile bağırdı ve düşerek yerinde öldü.
İmam Ali devamla şöyle buyurdu:
“Rüzgarları yaratan, ümmetleri tasarruf eden Allah’a hamd eder, İsm-i Azam ve Nur-u Akdem Muhammed ve âline salatu ve selam ederim.”
Sonra şöyle buyurdu:
“Bana göklerin yollarını sorunuz, ben onları yeryüzü yollarından daha iyi bilirim. Beni kaybetmeden önce sorunuz. Göğsüm ilahi ilimle denizler gibi coşup taştı, bana istediğinizi sorunuz”
İlimde derinleşenler, hakimler, evliyalar ve asfiya yanına yaklaştılar, bastığı yerleri öptüler ve İsm-i Azam bahşı için söze devam etmesini istediler. Yüce zat sözüne şöyle devam etti:
“Sancak-ı Muhammedinin ve Devlet-i Ahmedinin kılıcı ile ve hali ile Mehdi kaim zuhur edecek, yeryüzünü yaşanacak hale getirecek, farzı ve sünneti diriltecek”

dedikten sonra şöyle devam etti:
“Ey şanımdan mahcup ve halimden gafil olan! Acaibat havatımın asarıdır, garaib zamairimin esrarıdı. Zira ben hicabı yırttım, acaibatı izhar ettim. Kapıyı getirdim, doğruyu söyledim. Gaypların hazinelerini açtım, kalplerin esrarını çözdüm, maarifin letaifini derledim. Letaifin irfan rumuzlarını vazettim.
Söylediğim bu sözlerin kulpuna ve yapışanlara ne mutlu! Zuhurunu haber verdiğim o imamın arkasında namaz kılanlara müjdeler olsun. Çünkü o Kitab-ı Mastur’un ve Rakkı Menşur’un manalarına vakıftır. Beyt-i Mamur’a ve Bahr-i Mescur’a girer çıkar” dedikten sonra şu şiiri okudu:
“İşte ben evvelinin ilmine haiz oldum,
Ve ben ahirinin ilmine ketumum,
Esrar-ı Gaybın hepsini açtım,
Olmuş ve olacak hepsi bende,
Her kayyumun kayyumu benim,
Bütün alemleri muhitim ve alimim.”
Sonra buyurdu ki: “Şayet isteseydim, Fatiha’nın tefsirinden yetmiş deve yükü kitap yazardım.”

KAYNAK; (Şeyhülislam el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi ül Mevedde” kitabı İstanbul bas. Sayfa: 404-405-406)