HZ.ZEYNEB’İN KERBELÂ KATLİAMIN’DAN SONRA KUFE VE ŞAM HALKINA HİTABEN YAPTIĞI BEDDUA VE TARİHİ KONUŞMASI:

0
319

Hazreti Zeyneb’in kerbelâ katliamın’da melun yezidin askerleri tarafından tutsak edilmiş zincirlere vurularak kufeye getirilmiş, orada yapılan tarihi ve edebi konuşmasından şöyle beddua etmiştır
“Ey Kufeliler beni iyi dinleyin !”
Allah’a hamd-u sena olsun.Salât ve selam benim Babam Hz.Muammed (s.a .v. ‘e ve tertemiz soyuna olsun.
Ey Kufe halkı ! Ey aldatılmış ve satılmış zavallı insanlar siz bize mi ağliyorsunuz?oysa ki bizim gözlerimiz hala yaşlı ızdıraplarımız dinmemiş feryadlarımız yatışmamıştır.Sizler,
gerdanlığı kayıp etmiş,toprak içersinde arayan Kadınlar gibisiniz. Sizler Allah ve Resulüna iman getirdiniz ama daha sonra işlediğiniz bu büyük günahla onun kökünü kazıyıp attınız.Sizden fesat,şer ve şarlantalıktan başka birşey de beklenemez.Sizler ne yenilen ne de kokulan bir göle benziyorsunuz,Sizin nefisleriniz ne kadar da kötü bir nefislersiniz,”SİZLER ALLAH’IN GAZABINA UĞRAMIŞ VE CEHENEMLİK OLMUŞ BİR TOPLUMSUNUZ.”
Bizleri öldürdünüz şimdi de Bize-mi Ağliyorsunuz.Evet ! Allah’a yemin olsun ki çok Ağlayın az gölün,bu işlediğiniz cinayetin kanı sizin yakanıza yapışmış,bu yaptığınız pis ve kötü amellerinizden kurtulamazsınız ve rezillik sizi kahr edecek.Hiç bir suyla bu çirkef lekelerinizden yıkanamayacaksınız.
Peygamber’in oğlu cennet gençlerinin efendisinin kanı nasıl yıkıyacaksınız,siz iyliklerin mabedini ve yardıma muhtaç olanların derman kapısını yıkıp öldürdünüz.Siz Allah’ın ve resulünün size olan Hüccetini öldürdünüz.
“Ey Kufe Halkı ! Öyle büyük ve kötü bir günaha saplandınız ki Allah’ın azab’ı ve felâketi sizin üzerinizdedir.”Uğraşlarınız eliniz,yaptığınız her iş Allah’tan bela olarak size dönsün ve maalesef o belayı sizler isdediniz ve zillete düçar oldunuz.
Ey kufe halkı ! Vay Yazıklar olsun size,kimin ciğerini söktüğünüzü biliyormusunuz? Siz Muhammed mustafa ‘nın göğsünü açıp ciğerini aldınıź,ismet perdesini yırttınız.Siz Peyamberin kanını akıttığınızın farkında mısınız ve ona nasıl saygısızlık ettiğinizi biliyor musunuz?Siz öyle büyük bir günah işlediniz ki günahınız yer ve gökyüzünü doldurdu,sizin bu yaptığınız günah ve işlediğiniz cinayetten dolayı gökyüzünden kan yağmasına şaşırmayın.Ahiret günü Allah’ın kahır ve zelil edici azabı haktır ve gerçekleşecektir.
Ve o gün sizin için ne bir yardımcı nede kurtarıcı olacaktır. Allah’ın verdiği şu sürede mutluluk yaşamayın ve allah azap etmede acele etmez sabrı çoktur ve bilin ki allah size bu cezayı vermek için sizi beklemektedir.”
Hazreti Zeynep bu konuşmasını dinliyenlerin yüreklerine pişmanlık ödü düşmüş ve Allah’a yakarışa başlamışlardı,herkes çaresizce sağa sola kaçışiyordu.İnsanlar gafletten uyanmış ve Ubeydullah bin Ziyad’ın nasıl bir fitneci ve alçak bir din düşmanı olduğunu anlamışlardı.Onun ibn Ziyad’ın sarayında dile getirdiği bir cümle,kerbela mesajını tüm zamanlara iletiyordu; haydar nefesli Zeynep ;
Ben Rabbimden güzellikten başka bir şey görmedim.
Daha sonra Hazreti zeynep ve kafileyi Yezid’in yanına götürdüler,o büyük kadın şimdi fitnenin başının karşısına çıkiyordu.
Melun Yezid,ibn-i Zebarinin şiirini okumaya başladı:
“Keşke Bedir’de öldürülen kabilemin büyükleri olsalardı Hazrec kabilesinin kılıçlarımızın inmesiyle nasıl inlediğini görselerdi!
Görselerdi de bunun sevinciyle çığlık atarak,’Ey Yezid,ellerin dert görmesin ! Deselerdi !
Biz Beni Haşim büyüklerini öldürerek Bedir’in yerine kerbela’yı hesap ettik.
Ahmed’in yaptıklarından ötürü,Hazreti Zeynep bunu duyunca yerinden kalktı,allah’a hamd-ü senâ ve Resul’üne (s.a.v.) salât-ü selâm ettikten sonra şu ayeti okudu:
“Sonra kötülük yapanların uğradıkları son,Allah’ın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolaysıyla çok kötü oldu.”
“VE ŞÖYLE DEVAM ETTİ:”
“Ey Yezid,bizleri esir olarak şehir şehir dolaştırmakla bu geniş
yeryüzünü ve bu fezayı bize dar ettiğini,bizi allah katında hor ve zelil,kendini de yücelttiğini ve bu olayların da senin yüce makamından olduğunu mu sanıyormusunuz ki bundan ötürü çok övünür ve seviniyorsun ? Dünyanı abad ettiğin için çok mu mutlusun? Her şeyin istedigin gibi gerçekleşmesine ve saltanatı ele geçirmene çok mu sevinirsin ?Yavaş ol,yavaş allah’ın,”o küfre sapanlar kendilerine tanıdığımız süreyi sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar.
Biz onlara,ancak günahları daha da artsın diye süre vermekteyiz.Onlar için aşağılatıcı bir azap vardır.”buyurduğunu unuttun mu yoksa ? Ey Mekke’nin fethi sırasında azad edilenlerin oğlu,kendi kadın ve cariyelerini perde ardında tutup Resulullah’ın ( s.a.v.) kızlarını da açık yüzlerle ve örtüsüz bi hâlde düşmanlarının yanında şehir şehir dolaştırman ve her konakta,oranın sakinlerine göstermen,yabancıya ve aşinaya,alçaklara ve şerevli insanlara,bu himayesiz esirleri göstermen insaf ve adalet midir ? Soylu ve becip insanların ciğerini ağzına alıp emen ve sonra da dışarı atan ve şehiderin kanıyla beslenen Uhud’da Muaviye’nin annesi Hind’in Hamza’nın ciğerini ağzına alarak yemek istemesi olayı birinden nasıl merhamet beklenebilir? ! Her zaman itiraz,husumet ve kinle bize bakan biri,elinden gelen her türlü kötülüğü neden yapmasın ? Şimdi de sanki bu yaptığıyla günah işlememiş gibi mest ve mağrur bir hâlde cennet gençlerinin efendisi Ebu Abdullah’ın (Hz.Hüseyin’in) dişlerine çubukla vuruyor ve pervasızca,”Bedir Savaşın’da ölen büyüklerim keşke burada olsalardı da bu durumu görmekle çığlıklar atarak,Ellerin dert görmesin ey yezid ! Deselerdi ! “diyorsun.
Niye bu sözü demeyesin ve niye bu şiiri okumayasın ki ?
Sen Muhammedd’in evlatlarının kanına buladın elini ve yer yüzünün yıldızları olan Abdulmuttalip oğullarını katlettin. Fakat bununla kendi ölüm ve bedbahtlığına zemin oluşturdun.Şimdi de duyuyorlarmış gibi kendi tayfanın yaşlılarına sesleniyorsun.Fakat çok geçmeden sen de onlara katılacak ve ” keşke ellerim kırılsaydı ve dilim lâl olsaydı da bunları demeseydim ! Diyeceksiniz….