KUR’AN’A GÖRE ALLAH RESÛLÜ’NÜN HADİSLERİNİ İNKÂR EDEN KAFİRDİR! Son zamanlarda dış güçlerin talimatıyla medyada çıkan milletin parasıyla geçinen yeni bir din kurma peşinde koşan bir avuç sözde ilahiyatçı, yazar, akademisyen ve hoca kılıklı adamlar ‘’Bize Allah ve Kur’an yeter, Kur’an-ı Allah Resulü değil, de biz yorumlayalım’’ diyerek, Allah Resulü’nün bize getirmiş olduğu dinine, hadislerine, sünnetine, ashabına ve Ehl-i Beytine karşı amansız bir savaş vermektedirler! Bunun tek bir sebebi vardır. Bu itikatları bozuk olanlar farkına varmadan yüce Türk milletinin düşmanlarıyla ve Vahhabilerle kolkola girerek islamı yıkmaya ve parçalamaya çalışmaktadırlar. Hâlbuki Kur’an’a göre Hadis, İslam dininin iki temel kaynağından biridir. Bunları inkâr, etmek, Allah’ı Peygamberi ve Kur’an-ı inkar etmek demektir. Kur’an‘a göre İslam dininden kim kendi kafalarına göre hadis uydurursa artık o din İslam değil onun adı dinsizliktir/deistliktir. Kur’an-ı Kerimin onlarca ayetinde bu ifade edilmektedir. “Kur’an-ı Kerim’de Allah Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v)’yı Elçi olarak seçtiği ve doğru yol üzere olan elçilerden biri olduğu belirtilmektedir Evrensel Peygamber: Önceki peygamberler, kendi kavimlerine veya belirli bölgelere gönderilmiştir. Hz. Muhammed (s.a.v)’in peygamberliği ise bütün insanlık içindir. Allah’u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir; fakat insanların çoğu bunu bilmez.”(34/28) Mesela Allah’u Teâlâ Kur’anı Kerimde şöyle buyuruyor: “Ayetlerimizi yalanlayanlara gelince,biz onları bilemiyecekleri,Yerden Yavaş Yavaş Felakete Götüreceğiz.”(A’raf /182) “De ki: Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O’ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah’ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim.” “Allah’a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine-ki o da Allah’a ve sözlerine inanmıştır-inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız’’ (7/158); “Allah’a ve Peygamberine kim inanmamışsa bilsin ki, şüphesiz Biz, inkârcılar için “Çılgın Alevli Cehennemi Hazırlamışızdır.” (48/13)7 “Âli İmrân Suresinin 31.nci Ayetinde Cenab-ı Allah buyuruyor ki : ‘’Eğer siz Allah’ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizleri sevsin ve suçlarınızı bağışlasın.Allah Gafurdur, Rahimdir.’’ Demek ki Allah’ı sevmek ve onun azabından kurtulmak için Hz.Peygamberi ve kıyamete kadar devam eden soyunu da sevmek ve saygı göstermekle, Hadislerine, sünnetine, uymakla mümkün olabilir.” Başka bir ifade ile Allah’a itaat ile Resulüne itaat arasında karşılıklı gereklilik vardır. Yani birine itaat edersen diğerine de itaat gereklidir. “Nisa Suresinin 80.nci Ayetinde Cenab-ı Allah buyuruyor ki: ‘’Her kim Allah’ın Resulüne itaat ederse, o Allah’a itaat etmiş olur.’’ Bunun tersi de geçerlidir yani, kim Allah’ın Resulüne sözlü ve fiili Sünnetlerine itaat etmezse, o kişinin Allah’a itaati de söz konusu olamaz.” Nitekim Al-i İmran Suresinin 32.nci Ayeti buna vurgu yapmaktadır. “Allah’u Teâlâ şöyle buyuruyor: ‘’De ki Allah’a ve Peygambere itaat ediniz.Eğer aksine gidip itaat etmezlerse onlar kâfir olurlar, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.” Nur suresi 63.ncü ayette’de Cenab-ı Allah Hz. Peygamberin emirlerine aykırı davrananların başlarına bela geleceğini veya elemli bir azap isabet edeceğini anlatmaktadır. Sebe Suresi 28.nci Ayetın’de şöyle buyuruyor: “Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik,fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Sebe/28) Allah’u teâlà şöyle buyuruyor: ‘’Onlar bilmiyorlar ki,kim Allâh’a ve Rasülü’ne karşı gelirse,onlara içinde sürekli kalacağı (Cehennem ateşi vardır) ! İşte büyük rezillik budur.”(Et-Tevbe/63) Nisa Suresi 4/65 Ayetinde cenab-ı Allah şöyle buyuruyor: “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın Sana tam bir Teslimiyetle Bağlanmadıkça, İman etmiş Olmazlar.”(Nisa, 4/65) “O kendi heva ve hevesiyle konuşmuyor.O, kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”(Necm, 53/3-4) Mealindeki ayetler, sünnetin, teşriin ikinci kaynağı olduğunun delilidir. “Hz.Peygamber’in sünnetinin teşri kaynağı olduğunu inkâr eden veya sahih bir hadisin Hz. Peygamber’in sözü olduğuna inandığı hâlde kabul etmeyen dinin dışına çıkmış olur.” Bu hususta âlimlerin ittifakla kabul ettiği bir konudur…Nitekim, İmam Ebu İshak Bin Rahuye: “Hz. Peygamber’den kendisine gelen bir haberin doğru olduğuna inandığı hâlde,hayatî bir zorlama olmaksızın onu reddeden Kâfir Olur.”Hükmünü vermiştir.” Yine İmam Suyutî şu şekilde fetva vermiştir: “Hadis otoriteleri tarafından sıhhatin şartı olarak kabul edilen kriterlere sahip olan bir hadisi inkâr eden kimse Kâfir olup Yahudî, Hristiyan ve diğer kâfir kafilelerle birlikte haşr olur.”(1) Keza Allam İbnu’l-Vezîr de şunları söylemiştir: “Hz. Peygamberin hadisi (sözü) olduğunu bildiği hâlde, onu inkâr eden kimse kafir olur’’ (2) “Fetava’l-lecneti’d-daime”adlı fetva kitabında şu görüşlere yer verilmiştir: “Sünnetle amel etmeyi inkâr eden kimse kafir olur. Çünkü sünneti yalanlamak, hem Allah’ı hem Resulünü hem de ümmetin icmaını tekzip manasına gelir.” (3) Netice olarak Ulemanın ittifakıyla Resul-i Ekremin mütevatir hadislerini, sünnetini ashabını ve kutlu soyunu inkâr eden küfrü Muciptir (kafir olur). Sahte hadisler hangi mezhebe ait olursa olsun hiç bir zamanda kabulü mümkün değildir.” Yazıma son verirken başta Diyanet işleri başkanlığına bağlı televizyon ve diğer bütün Televizyon kanallarına çağrıda bulunuyorum.” “Eğer sizler hak ve hakikatin ortaya çıkmasını istiyorsanız, bu konuda gerçekten samimi iseniz, Allah Resûlü’nün hadislerini, Ehl-i beytini, ve ashabını inkâr edenlere karşı Derneğimizin uygun göreceği kişi ve kişileri, televizyonlarınıza çıkartın tartışalım, konuşalım.

0
348


Dipnot:
1-(bk. Suyutî, Miftahu’l-Cenne fi’l-ihticaci bi’s-Sünne,s 14).
2-(bk.el-Avasım ve’l-kavasım, 2/274).
3-(bk. Lecne, el-Mecmuatu’s-sanî, 3/194).