EHL-İ BEYT/SEYYİD VE ŞERİFLERİN SEVGİSİ BİR MUHABBET VE VEFA MESELESİDİR!!!

0
6

Aziz Müslümanlar!
Ehl-i Beyt sevgisini yalnızca bir nesep tartışmasına indirgemek doğru değildir.
Ehl-i Beyt sevgisi; Resûlullah’a (s.a.v.) duyulan muhabbetin, vefanın ve edebin bir tezahürüdür.
Resûlullah’ın (s.a.v.) torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i sevmesi, onları bağrına basması, Hz. Fâtıma’ya ve Hz. Ali’ye olan muhabbeti, ümmet için de Ehl-i Beyt’e karşı sevgi ve hürmetin önemini göstermektedir
Ancak bu muhabbetin doğru şekilde yaşanması gerekir.
Ehl-i Beyt’i sevmek; başka Müslümanları küçümsemek değildir.
Seyyid olmak; insanlara karşı üstünlük taslamak değildir.
Ehl-i Beyt’e mensubiyet; daha fazla sorumluluk, daha fazla edep ve daha fazla güzel ahlâk gerektirir.
Çünkü şerefli bir nesebe mensup olduğunu söyleyen kimsenin, o nesebin temsil ettiği ahlâka da layık olmaya gayret etmesi gerekir.
SONUÇ:
NESEBİ KORUMAK, MUHABBETİ YAŞATMAKTIR
Bugün yapılması gereken, Ehl-i Beyt sevgisini ayrıştırıcı bir tartışmanın konusu hâline getirmek değil; Kur’ân, Sünnet, tarih ve ilmî araştırmalar çerçevesinde doğru şekilde anlamak ve yaşatmaktır.
Seyyid ve şeriflerin nesep kayıtlarının araştırılması, tarihî şecerelerin korunması, sahih belgelerin muhafaza edilmesi ve yanlış nesep iddialarının ilmî usullerle ayırt edilmesi bu bakımdan önem arz etmektedir.
Nakîbü’l-Eşrâflık müessesesinin tarihî tecrübesi de bize, Ehl-i Beyt nesebinin kayıt altına alınmasının İslâm medeniyetinde ne kadar ciddi bir mesele olarak görüldüğünü göstermektedir.
Bizlere düşen ise bu mirası kin ve ayrışmanın değil; ilmin, muhabbetin, edebin, kardeşliğin ve vefanın vesilesi hâline getirmektir.
Rabbimiz bizleri Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) sevgisinden, Ehl-i Beyt muhabbetinden ve güzel ahlâktan ayırmasın.
Allah’ım! Hz. Muhammed Mustafa’ya, onun âline ve ashâbına salât ve selâm eyle. Bizleri onların sevgisiyle yaşayan, onların güzel ahlâkını örnek alan ve ümmetin birliğine hizmet eden kullarından eyle. Âmin.