SEYYİD VE ŞERİFLERİN SEVGİSİ:İLAHİ BİR FARZ VE KALBİ NURLANDIRAN MÜBAREK BİR EMANETTİR!!!

0
51

​Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz’in kutlu hanesi olan Ehl-i Beyt’e/Seyyidlere muhabbet; sadece bir fazilet değil,imanın kemalindendir. Kur’an ve Sünnet, bu sevgiyi bir kulluk vecibesi olarak önümüze koymaktadır.
​Ehl-i Beyt /Seyyidler Kimdir?
​Ehl-i Beyt;/Seyyidler âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek hanesi ve pâk soyudur. Onlara karşı beslenen sevgi, kalplerdeki takvanın ve Allah’a yakınlığın en büyük alametlerindendir.
​Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:
​“De ki: Ben sizden, tebliğime karşılık akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum.” (Şûrâ, 42/23)
​Müfessirlerin ittifakıyla bu ayette geçen “akrabalık sevgisi”, Resûlullah’ın yakınları yani Ehl-i Beyt’ine olan muhabbettir. Bu sevgi imanın bir gereğidir; onu inkâr ve onlara buğzetmek ise kalpte nifak alameti sayılmıştır.
​”İki Emanet” Hadisi
​Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
​“Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe asla dalalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve Ehl-i Beytim.” (Tirmizî, Menâkıb, 31; Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36)
​Bu hadis-i şerif; Ehl-i Beyt’in Kur’an-ı Kerîm gibi bir hidayet rehberi olduğunu, onlara sarılmanın ve yollarını takip etmenin sapkınlıktan kurtuluş vesilesi olduğunu apaçık göstermektedir.
​Üzmek Haramdır, Sevmek Farzdır
​Ehl-i Beyt’e karşı kalpte kin beslemek, onları üzmek ve onlara zulmetmek; sadece bir kul hakkı ihlali değildir. Aynı zamanda Resûlullah’ın aziz hatırasına hıyanet ve O’na karşı büyük bir saygısızlık etmektir.
​Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
​“Fâtıma benden bir parçadır. Onu üzen beni üzmüştür.” (Buhârî, Fedâilü’s-Sahâbe, 12)
​Fâtıma Annemizi üzmek, doğrudan Resûlullah’ı üzmek demektir. Hz. Ali Efendimiz’i incitmek, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e dil uzatmak; Allah Resûlü’nü mahzun etmek ve O’nun risaletine hürmetsizlik etmektir.
​Efendimiz torunları hakkında da şöyle buyurmuştur:
​“Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir.” (Tirmizî, Menâkıb, 31)
​Onlara hürmetsizlik etmek, hem dünyada kalp huzurunun yitirilmesine hem de ahirette Resûlullah’ın şefaatinden mahrum kalmaya sebep olur.
​Sonuç: Vefa Borcu
​Tarih şahittir ki; Ehl-i Beyt düşmanlığıyla kalbini karartanlar hüsran ve zilletle anılmış, onları canından aziz bilip sevenler ise asırlardır dualarla, rahmetle ve hürmetle yâd edilmiştir.
​O hâlde Ehl-i Beyt’e sevgi beslemek sadece sıradan bir gönül meselesi değil, ilahi bir kulluk vecibesidir. Onların sevgisiyle kalplerimiz nurlanır, dualarımız kabul bulur ve ahiretimiz mamur olur.
​Onları sevmek farzdır; üzmek ve incitmek ise haramdır.
Bizler, Ehl-i Beyt’in hatasını aramak için değil, onların yüksek hatırını gözetmek için yaşamalıyız. Zira onları incitmek, Peygamberimiz’i incitmek demektir.
​Resûlullah (s.a.v.) buyurmuştur:
​“Bir kimse Ehl-i Beytimi severse, Allah o sevgiyi kıyamete kadar onun kalbinde nur kılsın.” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)