Resûlullah’ın (s.a.v.) Vârisleri Olan Âlimler ve Ulemâlar Hakikati Beyan Etme Mesuliyeti !!!

0
17

Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v.) vârisleri ve ümmetin rehberleri olan âlimler,ulemâ, imamlar,hatipler, vaizler ve ilahiyatçılar! Kendinize çeki düzen veriniz. Ellerinizi vicdanınıza koyunuz. Zira mahşerin dehşetli gününde, Resûlullah’ın (s.a.v.) mübarek yüzüne bakamayacak, huzurunda hesap veremeyecek bir duruma düşmekten sakınınız.

Hiçbir beşerî otoritenin tesiri altında kalmadan, yalnızca Hak Teâlâ’nın rızasını gözeterek hakkı ve hakikati dosdoğru beyan ediniz. Mü’minlere İslam dinini bütünlüğüyle, Resûlullah’ın (s.a.v.) Ehl-i Beyt’ini ve Âl-i Abâ’sını hiçbir noksan bırakmadan anlatınız.

Ehl-i Beyt’i İnkâr Meselesi

Ne zamana kadar bu mübarek ve kutlu nesli görmezden geleceksiniz? İslam’ı kasıtlı olarak eksik takdim etmek, Âl-i Abâ’yı yok saymak, ağır bir vebaldir. Bizler de size mahşeri, ahireti,mîzânı, azabı,sırâtı ve cehennemi hatırlatmakla mükellefiz.

Şunu iyi biliniz ki: Cenâb-ı Hak,ilmiyle âmil olmayan, hevâsına tâbi olan ve hakkı gizleyen âlimler için cehennemde “Hasîna” adlı bir azap mahalli hazırlamıştır. Nitekim ulemâdan bazılarının “ilmiyle amel etmeyen âlimlerin azabı, cahillerin azabından daha şiddetlidir” ikazları bu hakikate işaret eder.

Kur’anî İkazlar

Kıyamet günü şu sorularla muhatap olmamak için şimdiden kendinize geliniz:
“Size bir uyarıcı gelmedi mi?”
Mülk, 67/8]
“Size, düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi?” [Fâtır, 35/37]

O gün, “Bize ne bir müjdeleyici ne de bir uyarıcı gelmedi” [Mâide, 5/19] diyemeyesiniz diye,biz bugün sizi ilâhî azap ile uyarıyor ve korkutuyoruz. Umulur ki tefekkür eder, akledersiniz. Umulur ki dinin yalnızca oruç, namaz, kurban ve hacdan ibaret olmadığını; İslam’ın aynı zamanda ahkâm dini, adalet dini, Ehl-i Beyt sevgisi dini olduğunu idrak edersiniz. Umulur ki gaflet uykusundan uyanırsınız.

Ehl-i Beyt’in Hesabı

Şimdi soruyoruz: Bilerek unuttuğunuz ve unutturduğunuz Allah Resûlü’nün (s.a.v.) Ehl-i Beyt’inin hakkını, hukukunu mahşer günü nasıl ödeyeceksiniz?

Biz, Resûlullah’ın (s.a.v.) Ehl-i Beyt’iyiz. Bizi sadakatle seven kimse,ruhunu teslim ettiğinde hüsn-i hâtime ile, imanını muhafaza etmiş kâmil bir mü’min olarak vefat eder.

Nitekim Emîrü’l-Mü’minîn Hz. Ali (kerremallâhu vecheh), ceddimiz Hâris el-A‘ver’e şöyle buyurmuştur:

“Bizim sevgimiz size üç yerde fayda verecektir:

  1. Melekü’l-mevt canınızı almaya geldiğinde,
  2. Kabirde Münker ve Nekir sizi sorguya çektiğinde,
  3. Allah Teâlâ’nın huzurunda hesap için durduğunuzda.”

Hatime

Ey ilim emanetini taşıyanlar! Resûlullah’ın (s.a.v.) “Âlimler peygamberlerin vârisleridir” [Ebû Dâvûd, İlim, 1] hadis-i şerifinin ağırlığını omuzlarınızda hissediniz.Veraset, sadece ilmi nakletmek değil,
o ilmin ahlâkını, cesaretini ve adaletini de kuşanmaktır. Ehl-i Beyt sevgisi,dinin kemâlindendir. Onları anmak, anlatmak ve haklarını müdafaa etmek, ilmî emanetin gereğidir.

Cenâb-ı Hak, bizleri ve sizleri hakkı hak bilip ona ittiba eden, bâtılı bâtıl bilip ondan içtinap eden kullarından eylesin.