
Bazı insanlar vardır ki dünyaya yalnız yaşamak için değil, gönülleri diriltmek için gelirler… Ayak bastıkları topraklar bereketlenir, isimleri asırlar geçse de unutulmaz. İşte Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî Hazretleri de o kutlu yolcuların en seçkinlerindendi.
O; yalnızca bir âlim, bir mürşid veya bir bey değildi. O, Ehl-i Beyt-i Mustafa’nın (s.a.v.) Anadolu’ya uzanan mübarek bir emaneti, Kerbelâ’dan süzülüp gelen nur zincirinin parlak bir halkasıydı. Nesebi, Hazret-i Hüseyin Efendimiz’e (r.a.) dayanıyordu.
Nakîbü’l-Eşrâf Kayıtlarındaki Mübarek Şeceresi
Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî bin Seyyid Abdurrahman bin Seyyid Ahmed bin Seyyid Tahir bin Seyyid Ali bin Seyyid Abdullah bin Seyyid Cafer-i Kâtıl bin Seyyid Muhammed Mektûm bin Seyyid İsmail el-Ekber bin İmam Cafer-i Sâdık bin İmam Muhammed el-Bâkır bin İmam Zeynelâbidîn bin İmam Hüseyin Şehîd-i Kerbelâ bin Esedullah’il-Gâlib Hazret-i Ali bin Ebî Tâlib (k.v.).
Onun damarlarında Kerbelâ’nın hüznü, Hazret-i Ali’nin cesareti, İmam Hüseyin’in teslimiyeti ve Fahr-i Kâinat Efendimiz’in rahmeti dolaşıyordu.
🏰 Mardin Kalesi ve Zindandaki Keramet
Şam-ı Şerif’te yaşarken gönlüne düşen ilâhî bir işaretle yollara düşen Seyyid Hasan Hazretleri, uzun bir yolculuğun ardından Mardin’e ulaştı. Halk onun ilmini ve ahlâkını kısa sürede fark etti. Ancak her devirde olduğu gibi fitne gecikmedi. Dönemin Artuklu Devleti reisi Emir Artuk bin Eksük’e yapılan asılsız şikâyetler sonucu, hakikat araştırılmadan Mardin Kalesi’nin soğuk zindanlarına atıldı.
İnsanlar velileri zindana koyabilirdi lâkin Allah’ın nurunu asla hapsedemezlerdi…
Minberdeki Sır: Bir cuma günü Emir Artuk, Artuklu Camii’nde hutbe okuyan kişinin zindana attırdığı Seyyid Hasan olduğunu gördü.
O Mübarek Cevap: Hayretler içinde kalıp, “Buraya nasıl geldin?” diye sorunca, Seyyid Hasan Hazretleri tebessümle buyurdu:
”Güneşin ışıkları mazgallardan içeri vurunca, Allah’ın izniyle o ışıklara tutunup çıktım.”
Bu keramet karşısında kalbi titreyen Emir Artuk, mahcup olarak derhal helâllik istedi.
💍 Saraydaki İmtihan ve Atak Beyliği
Kısa süre sonra sarayda büyük bir hüzün baş gösterdi; Emir’in kızı Hatice Hatun ağır bir hastalığa yakalanmıştı. Hekimlerin çaresiz kaldığı anda Seyyid Hasan Hazretleri saraya davet edildi. Bir kap suya okuduğu dualarla Hatice Hatun Allah’ın izniyle şifaya kavuştu.
Bu büyük minnet ve muhabbetle Emir Artuk, Resûlullah’ın (s.a.v.) nesline akraba olabilmek adına kızı Hatice Hatun’u Seyyid Hasan ile evlendirdi. Seyyid Hasan Hazretleri, saray konforu yerine irşad hayatını seçtiği için kendisine Diyarbakır bölgesindeki Atak Beyliği idaresi verildi. Burada mescidler inşa etti, talebeler yetiştirdi ve ilim yaydı.
Bu Mübarek Evlilikten Doğan Nesil:
Seyyid Abdurrahman (Bağdat’ta metfundur)
Seyyid Nasır Gazi (Türbede sağ yanındadır)
Seyyid Hüseyin (Türbede sol yanındadır)
Fâtıma Şehribânu
⏳ Dokuz Asırlık Köklü Bir Miras
Hicrî 552 yılında fânî âlemden bâkî âleme göç eden Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî Hazretleri, geride sadece bir kabir değil; koca bir dâvâ ve sevgi bağı bıraktı. Evlatlarından yayılan nur; Atak’tan Hazro’ya, Lice’den Siirt’e kadar tüm coğrafyayı aydınlattı. Artuklular, Akkoyunlular ve Osmanlılar geçse de Zerrakî ailesi yaklaşık 9 asır boyunca bölgenin ilim, irfan ve idaresinde bayraktarlık yaptı.
”Allah Teâlâ Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî Hazretleri’nin sırlarını takdîs eylesin. Ruhaniyetlerinden bizleri mahrum bırakmasın. Bizleri Ehl-i Beyt muhabbetiyle yaşatsın, onların izinden ayırmasın. Âmîn yâ Rabbel-Âlemîn…”

