​YÜZ YILLIK HASRET: MÜSLÜMANLARIN HAFIZASINDA ASIL KÖKLERİMİZİ VE EHL-İ BEYT’İ ARİYORUZ!!!

0
29

​Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) Emanetine Sahip Çıkma ve Mukaddes Nesli Yeniden Hatırlama Çağrısıdır
​Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla,
​Aziz Müslümanlar, kıymetli okurlar;
​Son bir asırdır İslam coğrafyasında ve aziz milletimizin irfan dünyasında, adeta sessiz bir unutuluşa terk edilen mukaddes bir emanetimiz var: İki Cihan Serveri, Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) mübarek nesli ve Ehl-i Beyt’i… Ne yazık ki geçen zaman içerisinde bazı tarikatlar, cemaatler ve hatta cemevleri dahi bu hayati meseleyi gündemlerinden düşürmüş, kalplerdeki Ehl-i Beyt muhabbeti sadece teorik bir bilgiye hapsedilmiştir.
​Bu dert, salt bir bilgisizlik değil; bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde gerçekleştirilen topyekûn bir kültürel hafıza aşınmasıdır. Tarih sayfalarını araladığımızda bu kopuşun miladını görebiliyoruz. 3 Mart 1924 yılında, Peygamber neslinin kayıtlarını tutan ve haklarını koruyan Nakibüleşraflık kurumunun lağvedilmesiyle başlayan süreç, eğitim sistemimizde ve medyamızda bu konunun tamamen görmezden gelinmesiyle derinleşti. Ardından gelen büyük şehirleşme dalgasıyla, dededen toruna aktarılan o mukaddes bağlar koptu. Üstelik bu yüce soyu şahsi menfaatleri için istismar eden sahtekârlar yüzünden, iffet ve vakar sahibi gerçek seyyidler ve şerifler köşelerine çekilmek, susmak zorunda kaldı.
​Bugün maalesef pırıl pırıl gençlerimize “Seyyid kimdir? Şerif kime denir?” diye sorduğumuzda, derin bir sessizlikle karşılaşıyoruz. Evlatlarımızın zihninde “Ehl-i Beyt” denilince sadece Kerbelâ’nın o yürek yakan acısı canlanıyor; oysa o mübarek soyun asırlardır bu topraklara ektiği sevgi, ilim ve irfan tohumlarının devamından habersizler. Gençlerimiz, manevi dedelerinin kim olduğunu bilmeden büyüyor.
​İşte bizler, Dünya Seyyidler ve Şerifler Kültür ve Araştırma Derneği olarak, sinelerimizi yaralayan bu tarihi ve manevi aşınmayı durdurmak için bir araya geldik.
​”De ki: Ben bu tebliğime karşı sizden akrabalık (Ehl-i Beyt) sevgisinden başka bir ücret istemiyorum.” (Şûrâ Suresi, 23)
​Bizim gayemiz asla siyaset yapmak, asabiyet gütmek ya da toplumda bir ayrımcılık tohumu ekmek değildir. Bizim tek derdimiz, Allah Resûlü’nün (s.a.v.) biz ümmetine bıraktığı en büyük emanetlerden biri olan temiz soyuna sahip çıkmak, unutturulan bu nebevi zinciri hafızalarda yeniden ihya etmektir. Bizler kimseyi ötekileştirmek için değil, ümmetin ortak paydasında buluşup bir emaneti omuzlamak için buradayız.
​Bu vesileyle medyamıza, akademi dünyamıza, tarihçilerimize ve tüm sivil toplum kuruluşlarımıza açık bir çağrıda bulunuyoruz:
​Bu mukaddes meseleyi kısır mezhep tartışmalarının, teolojik kavgaların içine çekmeden; insani, tarihi ve ahlaki bir olgunlukla anlatın. Evlatlarımıza Peygamber sevgisinin, O’nun temiz neslini sevmekten ve tanımaktan geçtiğini öğretelim. Ortak belleğimizi ve unutturulan hafızamızı el birliğiyle yeniden inşa edelim.
​Sözümüzdür: Bir asırdır unutturulmaya çalışıldık ama unutmadık. Allah’ın izni, ümmet-i Muhammed’in ferasetiyle unutturmayacağız!
​Ehl-i Beyt’in izinde, Resûlullah’ın (s.a.v.) sancağı altında buluşmak duasıyla…