
Rivayet olunur ki, bir gün bir grup gafil kimse,Seyyid Nizam Hazretleri’nin muhterem oğlu Seyyid Seyfullah Hazretleri’ne gelerek, imtihan kasdıyla şöyle bir sual sorarlar:
“Seyyid Efendi! Hz. Muhammed (s.a.v) zamanından size gelinceye kadar bin yıla yakın zaman geçmiştir. Acaba bunca zamandan sonra sizde nasıl bir seyyidlik şerefi kalmıştır ki?”
Bunun üzerine Seyyid Seyfullah Hazretleri onlara hikmet dolu şu cevabı verir:
1. “Resulullah (s.a.v) ile bizim aramızda bin yıl geçmekle eğer bizden seyyidlik şerefi kalmamış ise, Resulullah (s.a.v) ile sizin aranızda da bin yıl geçmiştir. O halde demek ki sizden de ümmetlik şerefi gitmiştir? Siz hâlâ kendinizi ümmet-i Muhammed’den saymıyor musunuz?”
2. “Hz. Âdem (a.s)’den size gelinceye kadar nice bin seneler geçmiştir. Fakat siz hâlâ Âdem nesli olduğunuz için kendinizi diğer mahlukattan üstün görür ve bununla iftihar edersiniz. Biz ise sadece Âdem nesli değil, aynı zamanda iki cihan güneşi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’nın mübarek evladıyız. Biz kendimizi sizden üstün görürsek buna şaşırmamanız gerekir.”
3. “Ceddimiz Hz. İbrahim (a.s) zamanından, ceddimiz Hz. Resulullah (s.a.v)’a gelinceye kadar nice asırlar geçmiştir. Resulullah (s.a.v) O’ndan daha üstün ve daha şerefli olduğu halde, İbrahim (a.s)’ın neslinden olmakla daima iftihar eder ve ‘Ben atam İbrahim’in duasıyım’ buyururdu. Biz de Âl-i Muhammed olduğumuz için iftihar etsek, bu niçin bu kadar zorunuza gidiyor? Bunda şaşılacak ne var?”
Allah Teala buyurur:
“De ki: Ben tebliğime karşılık sizden bir ücret istemiyorum, ancak Ehl-i Beyt’imi sevmenizi istiyorum.” [Şura Suresi, 23]
Allah bizleri Ehl-i Beyt’e muhabbetten ayırmasın.

