ALLAHU TEÂLÂ KÖTÜ ÂLİMLER İÇİN CEHENNEMDE “HASİNA” ADLI BİR ŞEHİR İNŞA ETMİŞTİR

0
81

Hasina Şehrinde Ahdi Bozan Günahkâr Alimler, Hocalar,ve ilahiyatçılar için, ellerini öğüten bir de değirmen vardır…
Araf Suresi:
Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı,bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu… Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.”
(175-176)
Mümin Suresi:
“Onlara peygamberleri açık delillerle geldiği zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi.” (83)
Şura Suresi:
Onlar kendilerine ilim geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düşerler.” (14)
Cuma Suresi:
“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür!” (5)
1- Sadaka oğlu, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s), o da babasından şöyle rivayet eder: İmam Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“İbadet Eden Cahillerden ve Günahkâr Âlimlerden Sakının.Zira onlar, Fitneye Düşen Herkesin Fitnesidirler.”
2- Suleyn bin Kas Hilali, Müminlerin Emiri Ali’den (k.v) şöyle rivayet eder:
Allah’ın elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Âlimler ikidir: İlmiyle Amel Eden Âlim, Kurtulur. İlmini Terk Eden Âlim, Helak Olur. Cehennem Ehli, İlmini Terk Eden Âlimin Kokusundan Rahatsız Ilur.Cehennem Ehlinden En Çok Pişmanlık Duyacak Ve Hayıflanacak Kişi Odur Ki Bir Kulu Allah’a Davet Eder, O Kul Kabul Eder. Allah’a İtaat Eder Ve Allah Onu Cennete Alır. Davet Eden Kişi de İlmini Terk Etmesi Sebebiyle Ateşe Girer”
Müminlerin Emiri sonra şöyle buyurdu:
“Sizin hakkınızda en çok şu iki şeyden korkuyorum: nefse uymak ve uzun ümitler. Nefse uymak haktan uzaklaştırır, uzun ümitler ise ahireti unuturur.”
3- Berki, babasından şöyle rivayet eder: Müminlerin Emiri Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“Bu dünyada iki kişi belimi kırmıştır: Dili âlim olan fâsık,kalbide cahil olan âbid. Biri fâsıklığından dolayı diliyle saptırır, diğeri cehaletinden dolayı ibadetiyle saptırır.
O halde fâsık âlimlerden ve cahil âbidlerden sakının. Onlar, fitneye düşen her kişinin fitnesidirler. Zira ben, Allah’ın Elçisi’nin (s.a.a) şöyle dediğini işittim:
“Ey Ali! Ümmetinin helaki, dili âlim olan münafıkların eliyle olacaktır.”
4- Nubâta oğlu Asbağ, Müminlerin Emiri Ali’den (k.v.) şöyle rivayet eder:
“Fitneler üçtür: Kadın sevgisi, şeytanın kılıcıdır. Sarhoş edici içki içmek, şeytanın tuzağıdır. Dinar ve dirhem sevgisi, şeytanın okudur. Nitekim kadın sevgisi olan kişi, yaşamından fayda görmez, Sarhoş edici içkileri seven kişiye cennet haram olur. Dinar ver dirhemi seven kişi dünyanın kölesidir.”
5- Müminlerin Emiri Ali (a.s) şöyle buyurdu:
“Meryem oğlu İsa (a.s) şöyle dedi: “Dinar, dinin hastalığıdır. Âlim ise dinin tabibidir. O halde hastalığı kendisine çeken bir tabip görürseniz onu suçlayın ve bilin ki başkalarına nasihat edemez.”
6- İbni Ziyad, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s), o da babasından, o da babalarından şöyle rivayet eder: İmam Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“Cehennemde öğüten bir değirmen vardır. Ne öğüttüğünü sormaz mısnız?”
Onlar: “Neyi öğütür ey Müminlerin Emiri?” dediler.
Şöyle buyurdu:
“Günahkâr âlimler, fâsık olduğu hâlde Kur’an’ı tilavet edenler,zalim zorbalar, hain vezirler ve yalancı arifler. Cehennemde Hasina adlı bir şehir vardır. Orada ne olduğunu sormaz mısınız?”
Onlar: ”Orada ne var ey Müminlerin Emiri?” dediler.
Şöyle buyurdu:
“Ahdi bozanların elleri vardır.”
Sevâbü’l-Amâl Maceyleyih amcasından, o da Harun’dan aynı hadisi rivayet eder:.
7- Gıyas oğlu Hafs, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s) şöyle rivayet eder:
“Âlimin dünyayı sevdiğini görürseniz, dininiz konusunda onu suçlayın. Zira kim bir şeyi severse ona sarılır.”
8- İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurdu:
“Allah, Davud’a şöyle vahyetti:
“Seninle benim aramıza dünyaya meftun olmuş bir âlim koyma, yoksa seni muhabbetimin yolundan uzaklaştırır. Onlar, beni isteyen kullarımın yol kesicilieridirler. Onlara yapacağın en düşük şey, münacatımın tatlılığını kalplerinden almaktır.”
9- Osman oğlu Hammâd: “Şairlere ise haddi aşan azgınlar tabi olur.” ayeti hakkında İmam Muhammed Bakır’ın (a.s) şöyle dediğini rivayet eder:
“Sen birileri tarafından tâbi olunan şair gördün mü? Onlar, dinden başka amaçlarla ilim öğrenmiş, sapmış ve saptırmış kimselerdir.”
Meclisi’nin Açıklaması: Şair olarak anılmalarının sebebi şudur ki: Onlar da hükümlerini şairler gibi görüşlerine ve batıl hayallere dayandırırlar.
10- Eslem oğlu Muhammed Cebeli, senediyle Müminlerin Emiri Ali’den (k.v) şöyle rivayet eder:
“Allah, altı şeye altı şeyden dolayı azap verir:
1- Araplara taassupları sebebiyle azap verir.
2- Liderlere kibirleri sebebiyle azap verir.
3- Yöneticilere zulümleri sebebiyle azap verir.
4- Âlimlere hasetleri sebebiyle azap verir.
5- Tüccarlara ihanetleri sebebiyle azap verir.
6- Köy ahalisine cehaleteri sebebiyle azap verir.
11- Mihran oğlu ve Asbat oğlu, şöyle rivayet ederler: İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurdu: “Âlimlerin bir kısmı, ilmini kendine saklamayı ve kimsenin kendisinden öğrenmemesini ister. Onlar, cehennemin ilk derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, kendilerine nasihat edilirse kibirlenirler, kendileri nasihat ederken kaba olurlar. Onlar, cehennemin ikinci derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilmi servet ve şan sahiplerine vermek isterler. Onlar, cehennemin üçüncü derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilminde zorbalar ve krallar gibi davranırlar. Sözlerinden bir şeye itiraz edilirse ya da kednileriyle ilgili herhangi bir şeyde kusur edilirse öfkelenirler. Onlar, cehennemin dördüncü derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilmini arttırmak ve sözlerini çoğaltmak için Yahudi ve Hristiyanların hadislerini alırlar. Onlar, cehennemin beşinci derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, bir harfte dahi doğruya ulaşamadıkları halde kendilerini fetva makamında görürler ve bana sorun derler. Allah, yapamadığı işleri yapıyor gibi görünenleri sevmez. Onlar, cehennemin altıncı derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilimlerini akıl ve yiğitlik sahibi görünmek için kullanırlar. Onlar, cehennemin yedinci derecesindedirler.”
12-Hafs der ki: İmam Cafer-i Sâdık’ın (a.s) şöyle dediğini işittim:
“Meryem oğlu İsa, ashabına şöyle dedi:
“Siz, çalışmadan rızkınızı aldığınız halde dünya için amel ediyorsunuz ancak amelsiz rızkınızı alamayacağınız ahiretiniz için çalışmıyorsunuz. Vay olsun size kötü âlimler! Ücreti alırsınız, ameli yapmazsınız. Amelin Rabb’i ameli istemek üzeredir, siz de dünyadan kabrin karanlığına girmek üzeresiniz. Sonu ahiret olduğu halde dünyaya yönelen, zararına olan şeyleri faydasına olan şeylerden fazla seven kişi nasıl ilim ehlinden olabilir!”
13- Sekûni, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s) şöyle rivayet eder: Allah’ın Elcisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“İlim açığa çıkar da amel geri çekilir, diller buluşur da kalpler ayrılır ve yakınlar uzaklaşırsa Allah onlara lanet eder, kulaklarını sağır, gözlerini kör eder.”
14- Yine bu senedler Allah’ın Elçisi (a.s) şöyle buyurdu:
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecektir ki Kur’an’ın yalnız resmi, İslam’ın yalnız ismi kalacaktır. İslam adını alırlar ancak İslam’dan en uzak kişi onlardır. Mescitler dış görünüşüyle mamur fakat hidayette harabe olacaktır. O zamanın fakihleri gökyüzünün altındaki en kötü fakihlerdir. Fitne onlardan çıkar, onlara döner.”
Meclisi’nin Açıklaması: Zararının dünyada ve ahirette kendilerine döneceği kastedilmiş olabilir; ya da onlar fitnenin merciidirler, onu korur ve ona destek olurlar.
15- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Âlimler dünyaya girmedikçe peygamberlerin emanetçileridirler.”
“Ey Allah’ın Elçisi (s.a.a), dünyaya girmek nedir?” diye sorduklarında şöyle buyurdu:
“Sultana uymalarıdır. Bunu yaparlarsa dininiz konusunda onlardan sakının.”
16- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Her kim âlimler karşı övünmek, sefihlerle tartışmak ya da insanları kendisine yönlendirmek için ilim öğrense kendine ateşte bir yer beklesin. Liderlik, ehlinden başkasına yaramaz. O halde kendisinden daha âlimi varken insanları kendisine davet eden kişiye Allah kıyamet günü bakmaz.”
17- Müminlerin Emiri Ali (a.s) şöyle buyurdu:
“Nice âlimler vardır ki ilmi olduğu halde faydasını görmez ve cehaleti onu öldürür.”
Meclisi’nin Açıklaması: Âlimlerin fayda görmedikleri ilimler, sihir, fal gibi ilimlerdir. Cehaletten kasıt, batıl hevesler ve yanlış şehvetler de olabilir. Zira bunlar akıl ve ilme galip gelebilirler.
18- Müminlerin Emiri Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“İnsanlar arasında belası en büyük ve zahmeti en şiddetli kişi, açık dile ancak kapalı kalbe sahip kişidir. Zira sustuğunda hamdetmez, konuştuğunda da doğru konuşamaz.”
19- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Allah ilmi koparıp almaz ancak âlimlerin ölmesiyle alır. Âlimlerden kimse kalmadığında insanlar cahilleri lider edinirler. Onlara sorulur, onlar da insanlara ilimsiz fetva verirler, saparlar ve saptırırlar.”
20- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Ben ümmetim için müminden ya da müşrikten korkmuyorum. Mümine imanı engel olur; müşriğin de kâfirliği onu bastırır. Ancak sizin için dili bilge olan münafıktan korkarım. O sizin kabul ettiklerinizi söyler ancak reddettiklerinizi yapar.”
21- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Benden sonra sizin için en çok korktuğum şey, dili bilgin olan münafıklardır.”
22- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Kötünün kötüsü, kötü alimlerdir; iyinin iyisi, iyi âlimlerdir.”
23- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Ben âlimim diyen kişi cahildir.”
24- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Din o kadar açığa çıkacaktır ki denizleri aşacak ve Allah yolunda savaşlara girilecektir. Sonrasında sizden sonra Kur’an okuyan kimseler gelecek ve: ‘Biz Kur’an’ı okuduk, kim bizden daha iyi okuyabilir? Kim bizden daha fakih olabilir? Kim bizdan daha âlim olabilir?’ diyeceklerdir.” Sonra ashabına döndü ve onlara: “O kimselerde hayır var mıdır?” diye sordu. Hayır, dediler.
Şöyle buyurdu:
“Onlar, şu ayette anlatılmıştır: “Onlar ateşin yakıtıdırlar.”
25- Müminlerin Emiri Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“İki kişi belimi kırmıştır: arsız âlim ve ibadet eden cahil. Cahil, insanları ibadetiyle aldatır. Âlim, insanları arsızlığıyla aldatır.”
KAYNAK:
Nurlar Deryası
Biharul Envar
Sayfa 271,272,273,
274,275,276.
A-Şuara 224
Al-i imran 10.
B-Kur’anı Kerimin ilgili ayetler…ALLAHU TEÂLÂ KÖTÜ ÂLİMLER İÇİN CEHENNEMDE “HASİNA”ADLI BİR ŞEHİR İNŞA ETMİŞTIR.!!!
Dr.Seyyid Hüseyin Zerraki
Hasina Şehrinde Ahdi Bozan Günahkâr Alimler, Hocalar,ve ilahiyatçılar için, ellerini öğüten bir de değirmen vardır…
Araf Suresi:
Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı,bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu… Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.”
(175-176)
Mümin Suresi:
“Onlara peygamberleri açık delillerle geldiği zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi.” (83)
Şura Suresi:
Onlar kendilerine ilim geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düşerler.” (14)
Cuma Suresi:
“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür!” (5)
1- Sadaka oğlu, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s), o da babasından şöyle rivayet eder: İmam Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“İbadet Eden Cahillerden ve Günahkâr Âlimlerden Sakının.Zira onlar, Fitneye Düşen Herkesin Fitnesidirler.”
2- Suleyn bin Kas Hilali, Müminlerin Emiri Ali’den (k.v) şöyle rivayet eder:
Allah’ın elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Âlimler ikidir: İlmiyle Amel Eden Âlim, Kurtulur. İlmini Terk Eden Âlim, Helak Olur. Cehennem Ehli, İlmini Terk Eden Âlimin Kokusundan Rahatsız Ilur.Cehennem Ehlinden En Çok Pişmanlık Duyacak Ve Hayıflanacak Kişi Odur Ki Bir Kulu Allah’a Davet Eder, O Kul Kabul Eder. Allah’a İtaat Eder Ve Allah Onu Cennete Alır. Davet Eden Kişi de İlmini Terk Etmesi Sebebiyle Ateşe Girer”
Müminlerin Emiri sonra şöyle buyurdu:
“Sizin hakkınızda en çok şu iki şeyden korkuyorum: nefse uymak ve uzun ümitler. Nefse uymak haktan uzaklaştırır, uzun ümitler ise ahireti unuturur.”
3- Berki, babasından şöyle rivayet eder: Müminlerin Emiri Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“Bu dünyada iki kişi belimi kırmıştır: Dili âlim olan fâsık,kalbide cahil olan âbid. Biri fâsıklığından dolayı diliyle saptırır, diğeri cehaletinden dolayı ibadetiyle saptırır.
O halde fâsık âlimlerden ve cahil âbidlerden sakının. Onlar, fitneye düşen her kişinin fitnesidirler. Zira ben, Allah’ın Elçisi’nin (s.a.a) şöyle dediğini işittim:
“Ey Ali! Ümmetinin helaki, dili âlim olan münafıkların eliyle olacaktır.”
4- Nubâta oğlu Asbağ, Müminlerin Emiri Ali’den (k.v.) şöyle rivayet eder:
“Fitneler üçtür: Kadın sevgisi, şeytanın kılıcıdır. Sarhoş edici içki içmek, şeytanın tuzağıdır. Dinar ve dirhem sevgisi, şeytanın okudur. Nitekim kadın sevgisi olan kişi, yaşamından fayda görmez, Sarhoş edici içkileri seven kişiye cennet haram olur. Dinar ver dirhemi seven kişi dünyanın kölesidir.”
5- Müminlerin Emiri Ali (a.s) şöyle buyurdu:
“Meryem oğlu İsa (a.s) şöyle dedi: “Dinar, dinin hastalığıdır. Âlim ise dinin tabibidir. O halde hastalığı kendisine çeken bir tabip görürseniz onu suçlayın ve bilin ki başkalarına nasihat edemez.”
6- İbni Ziyad, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s), o da babasından, o da babalarından şöyle rivayet eder: İmam Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“Cehennemde öğüten bir değirmen vardır. Ne öğüttüğünü sormaz mısnız?”
Onlar: “Neyi öğütür ey Müminlerin Emiri?” dediler.
Şöyle buyurdu:
“Günahkâr âlimler, fâsık olduğu hâlde Kur’an’ı tilavet edenler,zalim zorbalar, hain vezirler ve yalancı arifler. Cehennemde Hasina adlı bir şehir vardır. Orada ne olduğunu sormaz mısınız?”
Onlar: ”Orada ne var ey Müminlerin Emiri?” dediler.
Şöyle buyurdu:
“Ahdi bozanların elleri vardır.”
Sevâbü’l-Amâl Maceyleyih amcasından, o da Harun’dan aynı hadisi rivayet eder:.
7- Gıyas oğlu Hafs, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s) şöyle rivayet eder:
“Âlimin dünyayı sevdiğini görürseniz, dininiz konusunda onu suçlayın. Zira kim bir şeyi severse ona sarılır.”
8- İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurdu:
“Allah, Davud’a şöyle vahyetti:
“Seninle benim aramıza dünyaya meftun olmuş bir âlim koyma, yoksa seni muhabbetimin yolundan uzaklaştırır. Onlar, beni isteyen kullarımın yol kesicilieridirler. Onlara yapacağın en düşük şey, münacatımın tatlılığını kalplerinden almaktır.”
9- Osman oğlu Hammâd: “Şairlere ise haddi aşan azgınlar tabi olur.” ayeti hakkında İmam Muhammed Bakır’ın (a.s) şöyle dediğini rivayet eder:
“Sen birileri tarafından tâbi olunan şair gördün mü? Onlar, dinden başka amaçlarla ilim öğrenmiş, sapmış ve saptırmış kimselerdir.”
Meclisi’nin Açıklaması: Şair olarak anılmalarının sebebi şudur ki: Onlar da hükümlerini şairler gibi görüşlerine ve batıl hayallere dayandırırlar.
10- Eslem oğlu Muhammed Cebeli, senediyle Müminlerin Emiri Ali’den (k.v) şöyle rivayet eder:
“Allah, altı şeye altı şeyden dolayı azap verir:
1- Araplara taassupları sebebiyle azap verir.
2- Liderlere kibirleri sebebiyle azap verir.
3- Yöneticilere zulümleri sebebiyle azap verir.
4- Âlimlere hasetleri sebebiyle azap verir.
5- Tüccarlara ihanetleri sebebiyle azap verir.
6- Köy ahalisine cehaleteri sebebiyle azap verir.
11- Mihran oğlu ve Asbat oğlu, şöyle rivayet ederler: İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurdu: “Âlimlerin bir kısmı, ilmini kendine saklamayı ve kimsenin kendisinden öğrenmemesini ister. Onlar, cehennemin ilk derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, kendilerine nasihat edilirse kibirlenirler, kendileri nasihat ederken kaba olurlar. Onlar, cehennemin ikinci derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilmi servet ve şan sahiplerine vermek isterler. Onlar, cehennemin üçüncü derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilminde zorbalar ve krallar gibi davranırlar. Sözlerinden bir şeye itiraz edilirse ya da kednileriyle ilgili herhangi bir şeyde kusur edilirse öfkelenirler. Onlar, cehennemin dördüncü derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilmini arttırmak ve sözlerini çoğaltmak için Yahudi ve Hristiyanların hadislerini alırlar. Onlar, cehennemin beşinci derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, bir harfte dahi doğruya ulaşamadıkları halde kendilerini fetva makamında görürler ve bana sorun derler. Allah, yapamadığı işleri yapıyor gibi görünenleri sevmez. Onlar, cehennemin altıncı derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilimlerini akıl ve yiğitlik sahibi görünmek için kullanırlar. Onlar, cehennemin yedinci derecesindedirler.”
12-Hafs der ki: İmam Cafer-i Sâdık’ın (a.s) şöyle dediğini işittim:
“Meryem oğlu İsa, ashabına şöyle dedi:
“Siz, çalışmadan rızkınızı aldığınız halde dünya için amel ediyorsunuz ancak amelsiz rızkınızı alamayacağınız ahiretiniz için çalışmıyorsunuz. Vay olsun size kötü âlimler! Ücreti alırsınız, ameli yapmazsınız. Amelin Rabb’i ameli istemek üzeredir, siz de dünyadan kabrin karanlığına girmek üzeresiniz. Sonu ahiret olduğu halde dünyaya yönelen, zararına olan şeyleri faydasına olan şeylerden fazla seven kişi nasıl ilim ehlinden olabilir!”
13- Sekûni, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s) şöyle rivayet eder: Allah’ın Elcisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“İlim açığa çıkar da amel geri çekilir, diller buluşur da kalpler ayrılır ve yakınlar uzaklaşırsa Allah onlara lanet eder, kulaklarını sağır, gözlerini kör eder.”
14- Yine bu senedler Allah’ın Elçisi (a.s) şöyle buyurdu:
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecektir ki Kur’an’ın yalnız resmi, İslam’ın yalnız ismi kalacaktır. İslam adını alırlar ancak İslam’dan en uzak kişi onlardır. Mescitler dış görünüşüyle mamur fakat hidayette harabe olacaktır. O zamanın fakihleri gökyüzünün altındaki en kötü fakihlerdir. Fitne onlardan çıkar, onlara döner.”
Meclisi’nin Açıklaması: Zararının dünyada ve ahirette kendilerine döneceği kastedilmiş olabilir; ya da onlar fitnenin merciidirler, onu korur ve ona destek olurlar.
15- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Âlimler dünyaya girmedikçe peygamberlerin emanetçileridirler.”
“Ey Allah’ın Elçisi (s.a.a), dünyaya girmek nedir?” diye sorduklarında şöyle buyurdu:
“Sultana uymalarıdır. Bunu yaparlarsa dininiz konusunda onlardan sakının.”
16- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Her kim âlimler karşı övünmek, sefihlerle tartışmak ya da insanları kendisine yönlendirmek için ilim öğrense kendine ateşte bir yer beklesin. Liderlik, ehlinden başkasına yaramaz. O halde kendisinden daha âlimi varken insanları kendisine davet eden kişiye Allah kıyamet günü bakmaz.”
17- Müminlerin Emiri Ali (a.s) şöyle buyurdu:
“Nice âlimler vardır ki ilmi olduğu halde faydasını görmez ve cehaleti onu öldürür.”
Meclisi’nin Açıklaması: Âlimlerin fayda görmedikleri ilimler, sihir, fal gibi ilimlerdir. Cehaletten kasıt, batıl hevesler ve yanlış şehvetler de olabilir. Zira bunlar akıl ve ilme galip gelebilirler.
18- Müminlerin Emiri Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“İnsanlar arasında belası en büyük ve zahmeti en şiddetli kişi, açık dile ancak kapalı kalbe sahip kişidir. Zira sustuğunda hamdetmez, konuştuğunda da doğru konuşamaz.”
19- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Allah ilmi koparıp almaz ancak âlimlerin ölmesiyle alır. Âlimlerden kimse kalmadığında insanlar cahilleri lider edinirler. Onlara sorulur, onlar da insanlara ilimsiz fetva verirler, saparlar ve saptırırlar.”
20- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Ben ümmetim için müminden ya da müşrikten korkmuyorum. Mümine imanı engel olur; müşriğin de kâfirliği onu bastırır. Ancak sizin için dili bilge olan münafıktan korkarım. O sizin kabul ettiklerinizi söyler ancak reddettiklerinizi yapar.”
21- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Benden sonra sizin için en çok korktuğum şey, dili bilgin olan münafıklardır.”
22- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Kötünün kötüsü, kötü alimlerdir; iyinin iyisi, iyi âlimlerdir.”
23- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Ben âlimim diyen kişi cahildir.”
24- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Din o kadar açığa çıkacaktır ki denizleri aşacak ve Allah yolunda savaşlara girilecektir. Sonrasında sizden sonra Kur’an okuyan kimseler gelecek ve: ‘Biz Kur’an’ı okuduk, kim bizden daha iyi okuyabilir? Kim bizden daha fakih olabilir? Kim bizdan daha âlim olabilir?’ diyeceklerdir.” Sonra ashabına döndü ve onlara: “O kimselerde hayır var mıdır?” diye sordu. Hayır, dediler.
Şöyle buyurdu:
“Onlar, şu ayette anlatılmıştır: “Onlar ateşin yakıtıdırlar.”
25- Müminlerin Emiri Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“İki kişi belimi kırmıştır: arsız âlim ve ibadet eden cahil. Cahil, insanları ibadetiyle aldatır. Âlim, insanları arsızlığıyla aldatır.”
KAYNAK:
Nurlar Deryası
Biharul Envar
Sayfa 271,272,273,
274,275,276.
A-Şuara 224
Al-i imran 10.
B-Kur’anı Kerimin ilgili ayetler…ALLAHU TEÂLÂ KÖTÜ ÂLİMLER İÇİN CEHENNEMDE “HASİNA”ADLI BİR ŞEHİR İNŞA ETMİŞTIR.!!!
Dr.Seyyid Hüseyin Zerraki
Hasina Şehrinde Ahdi Bozan Günahkâr Alimler, Hocalar,ve ilahiyatçılar için, ellerini öğüten bir de değirmen vardır…
Araf Suresi:
Kendisine âyetlerimizi verdiğimiz hâlde, onlardan sıyrılıp da şeytanın kendisini peşine taktığı,bu yüzden de azgınlardan olan kimsenin haberini onlara anlat. Dileseydik o âyetlerle onu elbette yüceltirdik fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hevesine uydu… Onun durumu köpeğin durumu gibidir: Üzerine varsan da dilini sarkıtıp solur, kendi hâline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte bu, âyetlerimizi yalanlayan toplumun durumudur. Şimdi onlara bu olayları anlat ki düşünsünler.”
(175-176)
Mümin Suresi:
“Onlara peygamberleri açık delillerle geldiği zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi.” (83)
Şura Suresi:
Onlar kendilerine ilim geldikten sonra sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düşerler.” (14)
Cuma Suresi:
“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür!” (5)
1- Sadaka oğlu, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s), o da babasından şöyle rivayet eder: İmam Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“İbadet Eden Cahillerden ve Günahkâr Âlimlerden Sakının.Zira onlar, Fitneye Düşen Herkesin Fitnesidirler.”
2- Suleyn bin Kas Hilali, Müminlerin Emiri Ali’den (k.v) şöyle rivayet eder:
Allah’ın elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Âlimler ikidir: İlmiyle Amel Eden Âlim, Kurtulur. İlmini Terk Eden Âlim, Helak Olur. Cehennem Ehli, İlmini Terk Eden Âlimin Kokusundan Rahatsız Ilur.Cehennem Ehlinden En Çok Pişmanlık Duyacak Ve Hayıflanacak Kişi Odur Ki Bir Kulu Allah’a Davet Eder, O Kul Kabul Eder. Allah’a İtaat Eder Ve Allah Onu Cennete Alır. Davet Eden Kişi de İlmini Terk Etmesi Sebebiyle Ateşe Girer”
Müminlerin Emiri sonra şöyle buyurdu:
“Sizin hakkınızda en çok şu iki şeyden korkuyorum: nefse uymak ve uzun ümitler. Nefse uymak haktan uzaklaştırır, uzun ümitler ise ahireti unuturur.”
3- Berki, babasından şöyle rivayet eder: Müminlerin Emiri Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“Bu dünyada iki kişi belimi kırmıştır: Dili âlim olan fâsık,kalbide cahil olan âbid. Biri fâsıklığından dolayı diliyle saptırır, diğeri cehaletinden dolayı ibadetiyle saptırır.
O halde fâsık âlimlerden ve cahil âbidlerden sakının. Onlar, fitneye düşen her kişinin fitnesidirler. Zira ben, Allah’ın Elçisi’nin (s.a.a) şöyle dediğini işittim:
“Ey Ali! Ümmetinin helaki, dili âlim olan münafıkların eliyle olacaktır.”
4- Nubâta oğlu Asbağ, Müminlerin Emiri Ali’den (k.v.) şöyle rivayet eder:
“Fitneler üçtür: Kadın sevgisi, şeytanın kılıcıdır. Sarhoş edici içki içmek, şeytanın tuzağıdır. Dinar ve dirhem sevgisi, şeytanın okudur. Nitekim kadın sevgisi olan kişi, yaşamından fayda görmez, Sarhoş edici içkileri seven kişiye cennet haram olur. Dinar ver dirhemi seven kişi dünyanın kölesidir.”
5- Müminlerin Emiri Ali (a.s) şöyle buyurdu:
“Meryem oğlu İsa (a.s) şöyle dedi: “Dinar, dinin hastalığıdır. Âlim ise dinin tabibidir. O halde hastalığı kendisine çeken bir tabip görürseniz onu suçlayın ve bilin ki başkalarına nasihat edemez.”
6- İbni Ziyad, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s), o da babasından, o da babalarından şöyle rivayet eder: İmam Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“Cehennemde öğüten bir değirmen vardır. Ne öğüttüğünü sormaz mısnız?”
Onlar: “Neyi öğütür ey Müminlerin Emiri?” dediler.
Şöyle buyurdu:
“Günahkâr âlimler, fâsık olduğu hâlde Kur’an’ı tilavet edenler,zalim zorbalar, hain vezirler ve yalancı arifler. Cehennemde Hasina adlı bir şehir vardır. Orada ne olduğunu sormaz mısınız?”
Onlar: ”Orada ne var ey Müminlerin Emiri?” dediler.
Şöyle buyurdu:
“Ahdi bozanların elleri vardır.”
Sevâbü’l-Amâl Maceyleyih amcasından, o da Harun’dan aynı hadisi rivayet eder:.
7- Gıyas oğlu Hafs, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s) şöyle rivayet eder:
“Âlimin dünyayı sevdiğini görürseniz, dininiz konusunda onu suçlayın. Zira kim bir şeyi severse ona sarılır.”
8- İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurdu:
“Allah, Davud’a şöyle vahyetti:
“Seninle benim aramıza dünyaya meftun olmuş bir âlim koyma, yoksa seni muhabbetimin yolundan uzaklaştırır. Onlar, beni isteyen kullarımın yol kesicilieridirler. Onlara yapacağın en düşük şey, münacatımın tatlılığını kalplerinden almaktır.”
9- Osman oğlu Hammâd: “Şairlere ise haddi aşan azgınlar tabi olur.” ayeti hakkında İmam Muhammed Bakır’ın (a.s) şöyle dediğini rivayet eder:
“Sen birileri tarafından tâbi olunan şair gördün mü? Onlar, dinden başka amaçlarla ilim öğrenmiş, sapmış ve saptırmış kimselerdir.”
Meclisi’nin Açıklaması: Şair olarak anılmalarının sebebi şudur ki: Onlar da hükümlerini şairler gibi görüşlerine ve batıl hayallere dayandırırlar.
10- Eslem oğlu Muhammed Cebeli, senediyle Müminlerin Emiri Ali’den (k.v) şöyle rivayet eder:
“Allah, altı şeye altı şeyden dolayı azap verir:
1- Araplara taassupları sebebiyle azap verir.
2- Liderlere kibirleri sebebiyle azap verir.
3- Yöneticilere zulümleri sebebiyle azap verir.
4- Âlimlere hasetleri sebebiyle azap verir.
5- Tüccarlara ihanetleri sebebiyle azap verir.
6- Köy ahalisine cehaleteri sebebiyle azap verir.
11- Mihran oğlu ve Asbat oğlu, şöyle rivayet ederler: İmam Cafer-i Sâdık (a.s) şöyle buyurdu: “Âlimlerin bir kısmı, ilmini kendine saklamayı ve kimsenin kendisinden öğrenmemesini ister. Onlar, cehennemin ilk derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, kendilerine nasihat edilirse kibirlenirler, kendileri nasihat ederken kaba olurlar. Onlar, cehennemin ikinci derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilmi servet ve şan sahiplerine vermek isterler. Onlar, cehennemin üçüncü derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilminde zorbalar ve krallar gibi davranırlar. Sözlerinden bir şeye itiraz edilirse ya da kednileriyle ilgili herhangi bir şeyde kusur edilirse öfkelenirler. Onlar, cehennemin dördüncü derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilmini arttırmak ve sözlerini çoğaltmak için Yahudi ve Hristiyanların hadislerini alırlar. Onlar, cehennemin beşinci derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, bir harfte dahi doğruya ulaşamadıkları halde kendilerini fetva makamında görürler ve bana sorun derler. Allah, yapamadığı işleri yapıyor gibi görünenleri sevmez. Onlar, cehennemin altıncı derecesindedirler.
Âlimlerin bir kısmı, ilimlerini akıl ve yiğitlik sahibi görünmek için kullanırlar. Onlar, cehennemin yedinci derecesindedirler.”
12-Hafs der ki: İmam Cafer-i Sâdık’ın (a.s) şöyle dediğini işittim:
“Meryem oğlu İsa, ashabına şöyle dedi:
“Siz, çalışmadan rızkınızı aldığınız halde dünya için amel ediyorsunuz ancak amelsiz rızkınızı alamayacağınız ahiretiniz için çalışmıyorsunuz. Vay olsun size kötü âlimler! Ücreti alırsınız, ameli yapmazsınız. Amelin Rabb’i ameli istemek üzeredir, siz de dünyadan kabrin karanlığına girmek üzeresiniz. Sonu ahiret olduğu halde dünyaya yönelen, zararına olan şeyleri faydasına olan şeylerden fazla seven kişi nasıl ilim ehlinden olabilir!”
13- Sekûni, İmam Cafer-i Sâdık’tan (a.s) şöyle rivayet eder: Allah’ın Elcisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“İlim açığa çıkar da amel geri çekilir, diller buluşur da kalpler ayrılır ve yakınlar uzaklaşırsa Allah onlara lanet eder, kulaklarını sağır, gözlerini kör eder.”
14- Yine bu senedler Allah’ın Elçisi (a.s) şöyle buyurdu:
“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecektir ki Kur’an’ın yalnız resmi, İslam’ın yalnız ismi kalacaktır. İslam adını alırlar ancak İslam’dan en uzak kişi onlardır. Mescitler dış görünüşüyle mamur fakat hidayette harabe olacaktır. O zamanın fakihleri gökyüzünün altındaki en kötü fakihlerdir. Fitne onlardan çıkar, onlara döner.”
Meclisi’nin Açıklaması: Zararının dünyada ve ahirette kendilerine döneceği kastedilmiş olabilir; ya da onlar fitnenin merciidirler, onu korur ve ona destek olurlar.
15- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Âlimler dünyaya girmedikçe peygamberlerin emanetçileridirler.”
“Ey Allah’ın Elçisi (s.a.a), dünyaya girmek nedir?” diye sorduklarında şöyle buyurdu:
“Sultana uymalarıdır. Bunu yaparlarsa dininiz konusunda onlardan sakının.”
16- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Her kim âlimler karşı övünmek, sefihlerle tartışmak ya da insanları kendisine yönlendirmek için ilim öğrense kendine ateşte bir yer beklesin. Liderlik, ehlinden başkasına yaramaz. O halde kendisinden daha âlimi varken insanları kendisine davet eden kişiye Allah kıyamet günü bakmaz.”
17- Müminlerin Emiri Ali (a.s) şöyle buyurdu:
“Nice âlimler vardır ki ilmi olduğu halde faydasını görmez ve cehaleti onu öldürür.”
Meclisi’nin Açıklaması: Âlimlerin fayda görmedikleri ilimler, sihir, fal gibi ilimlerdir. Cehaletten kasıt, batıl hevesler ve yanlış şehvetler de olabilir. Zira bunlar akıl ve ilme galip gelebilirler.
18- Müminlerin Emiri Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“İnsanlar arasında belası en büyük ve zahmeti en şiddetli kişi, açık dile ancak kapalı kalbe sahip kişidir. Zira sustuğunda hamdetmez, konuştuğunda da doğru konuşamaz.”
19- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Allah ilmi koparıp almaz ancak âlimlerin ölmesiyle alır. Âlimlerden kimse kalmadığında insanlar cahilleri lider edinirler. Onlara sorulur, onlar da insanlara ilimsiz fetva verirler, saparlar ve saptırırlar.”
20- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Ben ümmetim için müminden ya da müşrikten korkmuyorum. Mümine imanı engel olur; müşriğin de kâfirliği onu bastırır. Ancak sizin için dili bilge olan münafıktan korkarım. O sizin kabul ettiklerinizi söyler ancak reddettiklerinizi yapar.”
21- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Benden sonra sizin için en çok korktuğum şey, dili bilgin olan münafıklardır.”
22- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Kötünün kötüsü, kötü alimlerdir; iyinin iyisi, iyi âlimlerdir.”
23- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Ben âlimim diyen kişi cahildir.”
24- Allah’ın Elçisi (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Din o kadar açığa çıkacaktır ki denizleri aşacak ve Allah yolunda savaşlara girilecektir. Sonrasında sizden sonra Kur’an okuyan kimseler gelecek ve: ‘Biz Kur’an’ı okuduk, kim bizden daha iyi okuyabilir? Kim bizden daha fakih olabilir? Kim bizdan daha âlim olabilir?’ diyeceklerdir.” Sonra ashabına döndü ve onlara: “O kimselerde hayır var mıdır?” diye sordu. Hayır, dediler.
Şöyle buyurdu:
“Onlar, şu ayette anlatılmıştır: “Onlar ateşin yakıtıdırlar.”
25- Müminlerin Emiri Ali (k.v) şöyle buyurdu:
“İki kişi belimi kırmıştır: arsız âlim ve ibadet eden cahil. Cahil, insanları ibadetiyle aldatır. Âlim, insanları arsızlığıyla aldatır.”
KAYNAK:
Nurlar Deryası
Biharul Envar
Sayfa 271,272,273,
274,275,276.
A-Şuara 224
Al-i imran 10.
B-Kur’anı Kerimin ilgili ayetler…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz