
Bismillâhirrahmânirrahîm*
Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn. Ve salâtü ve selâmü alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ecmaîn.
İslâm ilim tarihinde derin izler bırakan büyük müfessirlerden Cennetmekân Zemahşerî Hazretleri, tefsirinde Ehl-i Beyt sevgisinin bir mümin için ne denli kıymetli olduğunu veciz ifadelerle beyan eder.
Resûlullah Efendimiz’in (sallahu aleyhi ve sellem) “Kişi sevdiğiyle beraberdir” müjdesini esas alarak şöyle buyur:
“Kıyamet gününde herkes sevdiğiyle birlikte haşrolacaktır. Öyleyse Ehl-i Beyt’i sevip onların hidayetine tâbi olan kimseler, nasıl olur da onlarla birlikte haşrolmasın?”
Bu söz, Ehl-i Beyt muhabbetinin sadece kalpteki bir sevgi olmadığını; onların imanına, ahlâkına, takvâsına ve sırat-ı müstakim üzere olan hayatlarına tâbi olmanın da bir gereği olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.
Cennetmekân Zemahşerî Hazretleri bu hakikati şu mânidar şiiriyle dile getirmiştir:
Şüpheler ve ihtilaflar çoğalmış,
Herkes kendi yolunun doğru olduğunu iddia ediyor.
Ben ise “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidine,
Ahmed-i Muhtâr’a (sallallahu aleyhi ve sellem)
ve Âl-i Abâ’ya olan sevgime sımsıkı sarıldım.
Ardından gönülleri titreten şu ifadeyi zikreder:
“Ey Müslümanlar! Ashâb-ı Kehf’in köpeği, Allah’ın salih kullarını sevmesi sebebiyle Kur’ân-ı Kerîm’de zikredilme şerefine nail olmuştur. Ben ise Resûlullah Efendimiz’in (sallahu aleyhi ve sellem) mübarek Ehl-i Beyt’ini ve pâk neslini sevmekle nasıl bedbahtlardan olabilirim?”
Bu beyanlar, Ehl-i Beyt sevgisinin İslâm ümmetinin ortak bir değeri olduğunu açıkça göstermektedir. Lakin şunu da hatırdan çıkarmamalıyız ki; hakiki muhabbet, sadece dil ile ikrardan ibaret değildir. Gerçek sevgi; onların gösterdiği istikamet üzere yaşamaya gayret etmek, haklarını gözetmek, hürmet ve edepte kusur etmemek ve Nebevî emanete sahip çıkmaktır.
Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyur:
“De ki: Ben buna karşılık sizden, yakınlarıma sevgiden başka bir ücret istemiyorum.” (eş-Şûrâ, 42/23)
Bu ilâhî beyan, Resûlullah Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) Ehl-i Beyt’ine duyulacak sevginin dinî bir mesuliyet ve kıymet taşıdığını ortaya koymaktadır.
Niyazımızdır ki; Rabbimiz bizleri Resûlullah Efendimiz’e (sallahu aleyhi ve sellem), onun pâk Ehl-i Beyt’ine samimiyetle muhabbet besleyen, ahlâklarını örnek alan ve kıyamet gününde sevgileri hürmetine onlarla birlikte haşrolmayı ümit eden bahtiyar kullarından eylesin.
Âmîn, yâ Muîn.

