SEYYİD VE ŞERİFLER’E HÜRMET,RESULULLAH’A HÜRMETTİR RESULULLAHA HÜRMET İSE ALLAH’A İTAATTIR!!!

0
29

İslam dini, adalet, merhamet ve emanete riayet dini olduğu gibi; aynı zamanda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in mübarek ailesi olan Ehli Beyt’e hürmeti de emretmektedir. Seyyid ve Şerifler, o mübarek neslin günümüze uzanan emanetleridir.

Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de Ehli Beyt’in faziletini şöyle beyan buyurmuştur:
“Allah siz Ehli Beyt’ten her türlü kiri giderip sizi tertemiz kılmak ister.”(Ahzâb Suresi, 33)

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz de veda hutbesinde ümmetine şu vasiyeti yapmıştır:
“Size iki ağır emanet bırakıyorum: Allah’ın kitabı ve Ehli Beytim. Bu ikisine sarıldığınız müddetçe asla sapıtmazsınız.” (Tirmizî, Menâkıb, 32)

  1. İMANİ BİR SORUMLULUK

Ehli Beyt’e muhabbet, imanın bir gereğidir. Bir yönetici, Allah ve Resûlü’nün bu kadar tazim buyurduğu bir zümreye karşı lakayt kalıyorsa, bu durum imani bir zayıflığın göstergesidir. Çünkü mümin, Allah’ın sevdiğini sever, buğzettiğine buğzeder.

  1. AHİRETTEKİ BÜYÜK VEBAL
    Dünya makamları geçicidir. Asıl hesap ahirettedir. Ehli Beyt’e zulmeden veya onlara hürmet etmeyen yöneticileri ahirette çok ağır bir mesuliyet beklemektedir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuda ümmetini şöyle ikaz etmiştir:
“Ehli Beytime zulmedenler, kıyamet günü benim havzımın başına gelemeyecekler ve cennetin kokusunu bile alamayacaklar.”* (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, 9/172)

Yine bir başka Hadis-i Şerif’te şöyle buyurmuştur:
“Dikkat edin! Kim bana eza ederse, Ehli Beytime de eza etmiş olur. Kim Ehli Beytime eza ederse, bana eza etmiş olur.”* (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 3/43)

Bu ifadeler, Ehli Beyt’e yapılan hürmetsizliğin doğrudan Resûlullah’a yapılmış sayıldığını açıkça ortaya koymaktadır.

  1. ŞEFAATTEN MAHRUMİYET TEHLİKESİ
    Kıyamet gününde bütün insanlığın en büyük ümidi, Peygamber Efendimizin şefaatidir. Ancak Ehli Beyt’in hukukunu çiğneyen bir kimse, bu şefaate nail olamayabilir. Zira şefaat, muhabbetin ve ittibanın neticesidir.

Resûlullah (s.a.v.) şöyle dua etmiştir:
“Allah’ım! Ben Ehli Beytimi severim. Sen de onları sev. Onları sevenleri de sev.” (Tirmizî, Menâkıb, 31)

  1. İLAHİ ADALET
    Allah Teâlâ adildir. Dünyada mazlumun ahını yerde bırakmadığı gibi, Ehli Beyt’in hakkını da zayi etmeyecektir. Mahşer meydanında Seyyid ve Şerifler, haklarını zalim yöneticilerden talep edeceklerdir. O gün pişmanlık fayda vermeyecektir.

SONUÇ
Sonuç olarak; yönetimde bulunan herkese düşen vazife, Ehli Beyt’e edep ve hürmetle yaklaşmak, onların öğretilerini yaşatmak ve toplumda bu bilinci diri tutmaktır.

Ehli Beyt’e hürmet, Resûlullah’a hürmettir. Resûlullah’a hürmet ise, Allah’a itaattir.

Yüce Rabbimiz bizleri, dünyada Ehli Beyt’in yolundan, ahirette de şefaatlerinden ayırmasın. Âmin.

KAYNAKÇA

  1. Kur’ân-ı Kerîm, Ahzâb Suresi, 33. Ayet
  2. Tirmizî, Sünen, Menâkıb Bölümü
  3. Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr
  4. Heysemî, Mecmau’z-Zevâid
  5. Hâkim, el-Müstedrek