YÜZYILLIK BÜYÜK SIR:PEYGAMBER’İN HAKİKİ SOYU NEDEN VE KİMLER TARAFINDAN GİZLENİYOR?

0
268

Havada,karada, denizde, meydanlarda, mitinglerde,kapalı salonlarda, medreselerde, bütün kurumlarda ve televizyonlarda… Ehl-i Beyt konuşulurken gerçek Peygamber neslinden Seyyid ve Şerifler davet edilmiyor.

Ülkemizde 10 bine yakın Seyyidimiz mevcuttur. Bunların içinde en az 1000 kişi ilmi ehliyete sahiptir.50 kişilik ‘Ehl-i Beyt İlim Heyeti’ kurulsun.”

Ülkemizde televizyon kanallarında, panellerde ve toplantılarda Ehl-i Beyt konuşulurken, Hz. Ali’nin (k.v.) mübarek ismi anılırken, temsili Zülfikar’lar birbirine hediye edilirken yüreklerimiz buruklaşmaktadır.

Çok acıdır ki; bu meclislerde Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in mübarek nesli olan Ehl-i Beyt’in hakiki temsilcileri aralarına davet edilmemektedir.

BU MÜBAREKLER NEREDELER?
Elhamdülillah Hz. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek nesli,ilahi bir lütuf ve emanet olarak kıyamete kadar devam edecektir. Peki bu mübarekler neredeler?

Bugün kitle iletişim araçlarında, üniversitelerde, vakıflarda, derneklerde, bakanlıklarda ve Diyanet İşleri Başkanlığımız bünyesinde sık Ehl-i Beyt toplantıları yapılmakta, Ehl-i Beyt’in, Hz. Ali’nin, Hz. Hasan’ın ve Hz. Hüseyin’in faziletleri anlatılmaktadır.

Ne var ki bu yoğun gündeme rağmen, günümüzdeki hakiki ve yetkin Seyyidlerimizin temsilcileri toplumsal alanda yeterince yer bulamıyorlar.

TESPİT: 10 BİN SEYYİD,1000 ÂLİM
Osmanlı döneminde kurulmuş bulunan Nakibü’l-Eşraflık kurumunun tuttuğu tarihi şecere kayıtlarıyla da malum olduğu üzere; Türkiye’de yaklaşık 10.000 civarında Seyyid ve Şerif kardeşlerimiz yaşamaktadır.

Bu mübarek nüfusun içerisinde ilahiyat, tarih ve sosyoloji gibi alanlarda akademik unvana veya ulema vasfına sahip en az 1000 civarında yetkin isim bulunmaktadır.

İLMİ VE AMELİ TEKLİF: “EHL-İ BEYT İLİM HEYETİ”
Toplumsal bilincin sahih kaynaklarla beslenmesi amacıyla; bu 1000 kişilik ilim havuzundan ehliyet ve liyakat sahibi en az 50 şahsiyet belirlenerek ulusal medya organlarına, akademik ve dini programlara davet edilmelidir.

Böylelikle Ehl-i Beyt kültürü, tarihi ve irfanı birinci elden, en doğru kaynaklardan kamuoyuna aktarılmış olacaktır.

Bu adım hem toplumun sahih dini bilgiye ulaşmasını sağlayacak hem de Nebevî mirasın sesi ehil ve birinci ağızlardan duyulacaktır.

SONUÇ
İslam dünyasının ortak değeri olan Ehl-i Beyt ve Hz. Ali (k.v.), Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in sevgisi bugün her platformda gündeme getirilmektedir. Ancak yapılan yayın ve sohbetlerde, konunun doğrudan Ehl-i Beyt şeceresine vakıf ve bu alanda akademik yetkinliğe sahip uzmanlar tarafından temsil edilmesi noktasında ciddi bir boşluk yaşandığı müşahede edilmektedir.

Bu kurumsal boşluğun doldurulması ancak Ehl-i Beyt tarihinin, kültürünün ve tefekkürünün dezenformasyondan uzak,ilmi bir metodolojiyle topluma aktarılmasını sağlayacaktır.