
ŞECERE NEDİR:Bir ailenin bilinen en eski atasından başlayarak son üyelerine kadar bütün ailenin bir kökten geldiğini gösteren ağaç görünümlü içinde gösteren çizelgedir…
Ehli Beyt Soy Şeceresi Emir-ül-Müminin Hz.Ali ile Hz.Fatima’nın evlatları Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’den devam eden zürriyetlerinin son kişisine kadar yani bu mübarek soyun son ailesine kadar değin bütün seyyidlerin ayni babadan ve anneden geldiğine dair gösteren önemli bir belgedir: Sizlerinde bildiğiniz gibi Osmanlı Devletinin kurulması ile birlikte bu ülkeye gelen Resulullahın evlatları seyyidleri ve şerifleri tek tek kayıt altına alınması için başta Osmanlı devletının kurucusu cennet mekan Gazi Osman beyin emir ve talimatı ile! Abbasiler,Fatımiler, Selçukiler ve diğer islam devletlerinde olduğu gibi,kendi ülkesine gelen bu mübarek zatların hak ve hukuklarının korunması sahte seyyidliği önlemek için “SADAT BAKANLIĞI BURSA’DA KURDURMUŞTUR”
İlk Sadat bakanlığı Seyyid Muhammed buhari(emir sultanın talebelerinde seyyid ali natadır.
Bu bakanlık 150 yıl devam etmiştır bir ara bakanlık kaldırılınca seyyid olmayan sahtekârların meydana çıkmasıyla 2.Sultan beyazıt tarafından 1494 yılında tekrar istanbulda başnakiplik kurumu kurulmuştur,bu kurumun başkanlığına seyyid Mahmud efendi atanmış,Osmanlı devletının kuruluşundan 3 Mart 1924 tarihine kadar devam etmiştir. 600 yıl içersinde 66 tane başnakip,280 tane de nakibül-eşrâf kaymakamları görev almışlar.Bunların görevleri Seyyid ve Şerifleri bilimsel olarak kayıt altına alınmışlar,hazreti
Peygamberin hatırı için bu kiymetli insanlara bazı imtiyazlar verilmiş,
Padişah tarafından saygı ve hürmet gösterilmiş,askerden, vergiden,muaf tutulmuşlar,onlara beratlar verilmiş,
fakir olan seyyidlere maaş bağlanmış, İmparatorluğun önemli türenlerde ve toplantılarında padişahın yanında protokolun önünde oturturmuşlar,onların kızlarını dengi ve soylu ailelerle evlendirmişler.
Saddattan olduğuna dair ellerine
şecere veya birer hüccet verilmiştır.
Halifeliğin kaldırılması ile birlikte Nakibül eşrâflık kurum’da lağvedilince
Gerçek Seyyidler arka plana atılarak; bunların yerine bazı grupları,nakşi tarikat şeyhleri bazı alevi dedeleri, bektaşi babaları
ve hatırı sayılır aileleri müslümanlara seyyid ve ehl-i beyt diye tanıtmışlar, bugün Osmanlı arşivi ile istanbul il müftülüğü meşihat ve şerriye sicillerinde bulunan nakibül eşraf defterleri üzerinde yapmış olduğumuz araştırma ve çalışmalarımızda bunların böyle olmadığını görüyoruz.
Günümüzde de gerçek Seyyid veya Şerif olduğunu iddia eden kardeşlerimiz mutlaka ellerinde Osmanlı döneminde Nakibül Eşrâf kaymakamları tarafından verilmiş bulunan “NESEB /SOY EHL-İ BEYT ŞECERESİ OLMASI GEREKİR”
Şecere elinde bulunduran Seyyid ve Şeriflerimiz en azında o’şecerenin doğru ve gerçek olması için şecere geriye doğru 1924 yılında önce nakibül eşrâf kaymakamları tarafından düzenlenmiş olacak. Şecerenin alt tarafından şecereyi düzenleyen nakibül eşrâf kaymakamının mühürü ve imzası olacak. Şecerenin alt kısmında yani son bitiminde o’ ailenın reisi (seyyidin) ismi baba ismi ve lakabı yazılı olacak 1924 tarihinden önce yaşamış olacak. Osmanlı döneminde görevli Nakibül eşrâf kaymakamların mühürü olmayan şecereler geçersizdır. Çoğu zaman kontrol için derneğimize getirilen sözde şecereler 1924 tarihinden sonrası görevli olmayan bilmişlik taslayan sözde alim olduğunu iddia eden bazı şecere sahtekârları tarafından vayandaşlarımıza üç ila beşbin dolar karşılığında verilen sahte şecerelerdır.
Bu şecerelerin geçerliği yoktur.
Bu tür şecereleri evinde işyerinde ve elinde bulunduran kişilere sesleniyorum!
Bu belgelerin ve şecerelerin geçerliliği yoktur,lüzumsüz yere paralarınızı böyle sahtekârlara kaptırmayın..
islam dünyasında ne kadar allah resulünün torunları varsa ! Başta Abbasiler,Fatımiler Memluklar,Selçukiler ve Osmanlı Devleti tarafından bunları kayıt altına almışlar,tutulan kayıtlar,belgeler,
hüccetler ve Nakibül Eşrâf Defterleri’de
İstanbul il.Müftülüğü Meşihat ve Şerriye Sicilleri arşivinde mevcuttur…altıyüz yıllık zaman zarfından nakibül-eşrâfların tutmuş oldukları 66 tane defter istanbul il müftülüğü
Meşihat ve şerriye sicilleri arşivinde muhafaza edilmektedır.
İslam dünyasının genelinde Peygamber efendimizin torunları yarısından fazlası Türkiyede yaşiyorlar,4/1 Doğu ve gündoğuda 4/3’de Akdeniz bölgesi Karadeniz bölgesi,
Orta Anadolu bölgesi, Marmara bölgesi,ve Ege bölgesinde yaşiyorlar..
Bir seyyid nereye göçetmiş,nerede doğmuş nerde büyümüş ise o yürenin dili ve kültürünü benimsemiştir…
Dolaysiyle Türk milleti peygamber efendimiz mirasına ve soyuna sahip çıkmıştır…
Bu hiç bir zaman inkâr edilemez Türk Milletine selam ve saygılarımı arzediyorum…..
İlk Sadat bakanlığı Seyyid Muhammed buhari(emir sultanın talebelerinde seyyid ali natadır.
Bu bakanlık 150 yıl devam etmiştır bir ara bakanlık kaldırılınca seyyid olmayan sahtekârların meydana çıkmasıyla 2.Sultan beyazıt tarafından 1494 yılında tekrar istanbulda başnakiplik kurumu kurulmuştur,bu kurumun başkanlığına seyyid Mahmud efendi atanmış,Osmanlı devletının kuruluşundan 3 Mart 1924 tarihine kadar devam etmiştir. 600 yıl içersinde 66 tane başnakip,280 tane de nakibül-eşrâf kaymakamları görev almışlar.Bunların görevleri Seyyid ve Şerifleri bilimsel olarak kayıt altına alınmışlar,hazreti
Peygamberin hatırı için bu kiymetli insanlara bazı imtiyazlar verilmiş,
Padişah tarafından saygı ve hürmet gösterilmiş,askerden, vergiden,muaf tutulmuşlar,onlara beratlar verilmiş,
fakir olan seyyidlere maaş bağlanmış, İmparatorluğun önemli türenlerde ve toplantılarında padişahın yanında protokolun önünde oturturmuşlar,onların kızlarını dengi ve soylu ailelerle evlendirmişler.
Saddattan olduğuna dair ellerine
şecere veya birer hüccet verilmiştır.
Halifeliğin kaldırılması ile birlikte Nakibül eşrâflık kurum’da lağvedilince
Gerçek Seyyidler arka plana atılarak; bunların yerine bazı grupları,nakşi tarikat şeyhleri bazı alevi dedeleri, bektaşi babaları
ve hatırı sayılır aileleri müslümanlara seyyid ve ehl-i beyt diye tanıtmışlar, bugün Osmanlı arşivi ile istanbul il müftülüğü meşihat ve şerriye sicillerinde bulunan nakibül eşraf defterleri üzerinde yapmış olduğumuz araştırma ve çalışmalarımızda bunların böyle olmadığını görüyoruz.
Günümüzde de gerçek Seyyid veya Şerif olduğunu iddia eden kardeşlerimiz mutlaka ellerinde Osmanlı döneminde Nakibül Eşrâf kaymakamları tarafından verilmiş bulunan “NESEB /SOY EHL-İ BEYT ŞECERESİ OLMASI GEREKİR”
Şecere elinde bulunduran Seyyid ve Şeriflerimiz en azında o’şecerenin doğru ve gerçek olması için şecere geriye doğru 1924 yılında önce nakibül eşrâf kaymakamları tarafından düzenlenmiş olacak. Şecerenin alt tarafından şecereyi düzenleyen nakibül eşrâf kaymakamının mühürü ve imzası olacak. Şecerenin alt kısmında yani son bitiminde o’ ailenın reisi (seyyidin) ismi baba ismi ve lakabı yazılı olacak 1924 tarihinden önce yaşamış olacak. Osmanlı döneminde görevli Nakibül eşrâf kaymakamların mühürü olmayan şecereler geçersizdır. Çoğu zaman kontrol için derneğimize getirilen sözde şecereler 1924 tarihinden sonrası görevli olmayan bilmişlik taslayan sözde alim olduğunu iddia eden bazı şecere sahtekârları tarafından vayandaşlarımıza üç ila beşbin dolar karşılığında verilen sahte şecerelerdır.
Bu şecerelerin geçerliği yoktur.
Bu tür şecereleri evinde işyerinde ve elinde bulunduran kişilere sesleniyorum!
Bu belgelerin ve şecerelerin geçerliliği yoktur,lüzumsüz yere paralarınızı böyle sahtekârlara kaptırmayın..
islam dünyasında ne kadar allah resulünün torunları varsa ! Başta Abbasiler,Fatımiler Memluklar,Selçukiler ve Osmanlı Devleti tarafından bunları kayıt altına almışlar,tutulan kayıtlar,belgeler,
hüccetler ve Nakibül Eşrâf Defterleri’de
İstanbul il.Müftülüğü Meşihat ve Şerriye Sicilleri arşivinde mevcuttur…altıyüz yıllık zaman zarfından nakibül-eşrâfların tutmuş oldukları 66 tane defter istanbul il müftülüğü
Meşihat ve şerriye sicilleri arşivinde muhafaza edilmektedır.
İslam dünyasının genelinde Peygamber efendimizin torunları yarısından fazlası Türkiyede yaşiyorlar,4/1 Doğu ve gündoğuda 4/3’de Akdeniz bölgesi Karadeniz bölgesi,
Orta Anadolu bölgesi, Marmara bölgesi,ve Ege bölgesinde yaşiyorlar..
Bir seyyid nereye göçetmiş,nerede doğmuş nerde büyümüş ise o yürenin dili ve kültürünü benimsemiştir…
Dolaysiyle Türk milleti peygamber efendimiz mirasına ve soyuna sahip çıkmıştır…
Bu hiç bir zaman inkâr edilemez Türk Milletine selam ve saygılarımı arzediyorum…..

