
”Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ümmetine bıraktığı en kıymetli emanetlerden biri olan Ehl-i Beyt’e hürmet, sadece tarihsel bir saygı değil, günümüzde de birlik ve beraberliğimizin en sağlam teminatıdır.”
”Asırlardır İslam coğrafyasını harç gibi bir arada tutan Ehl-i Beyt muhabbeti, bugün modern dünyada kaybolmaya yüz tutan vefa duygusunu yeniden ihya ediyor.”
Ehl-i Beyt, Hazret-i Peygamber’in (s.a.v.) mübarek soyunu ve hane halkını ifade eder. Kur’ân-ı Kerîm ile birlikte kıyamete kadar devam edecek olan bu nebevî miras, müminler ve Müslümanlar için sahip çıkılması gereken iki temel emanetten biridir.
Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz Hadîs-i Şerîf’inde şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz ben de bir insanım; Rabbimin elçisinin (ölüm meleğinin) gelmesi ve benim de ona icabet etmem yakındır. Ben size iki ağır/değerli emanet (Sekaleyn) bırakıyorum: Birincisi, içerisinde hidayet ve nur bulunan Allah’ın Kitabı’dır… İkincisi ise Ehl-i Beyt’imdir. Sizlere Ehl-i Beyt’im hususunda Allah’ı hatırlatırım!”
(Müslim, Fezâilü’s-Sahâbe, 36; Ahmed b. Hanbel,Müsned,IV, 366)
Görülüyor ki Kur’ân-ı Kerîm, semadan yeryüzüne uzatılmış ilâhî ve nuranî bir iptir. Latîf ve Habîr olan Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerîm ile Ehl-i Beyt’in, Kevser Havuzu başında kendisiyle buluşuncaya dek birbirlerinden ayrılmayacaklarını bildirmiştir. Bu sebeple ümmet-i Muhammed’in, Resûlullah’ın (s.a.v.) ardından bu iki emanete nasıl muamele ettiğine dikkat etmesi ve haklarını gözetmesi sarîh bir vazifedir.
Nitekim Resûlullah (s.a.v.) diğer hadîs-i şerîflerinde Ehl-i Beyt’in konumu ve önemi hakkında şöyle buyurmaktadır:
Ehl-i Beyt’e İhsan:
“Sizin en hayırlınız, benden sonra Ehl-i Beyt’ime karşı en hayırlı/ihsan sahibi davrananlarınızdır.” (Tirmizî, Menâkıb, 63)
Ehl-i Beyt’e Buğzetmenin Tehlikesi:
“Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bize ve Ehl-i Beyt’ime buğzeden ve bizi kızdıran bir kimse yoktur ki,Allah onu cehenneme sokmasın!” (İbn Hibbân,Sahîh, XV, 435; Hâkim, Müstedrek, III, 162)
Kurtuluş Gemisi:
“Benim Ehl-i Beyt’im, Nuh’un gemisi gibidir; ona binen kurtulur, ondan geri kalan/uzak duran ise helak olur (Hâkim, Müstedrek, III, 151; Taberânî, el-Mu’cemü’l Evsat) ilahi vaat
ve Mağfiret:
“Rabbim bana vaat etti ki: Ehl-i Beyt’imden her kim Allah’ın birliğini (Tevhid) ve benim peygamberliğimi tasdik ederek kabul ederse, Allah ona azap etmeyecektir.”
Hâkim,Müstedrek, III,150)

