
Hz. Peygamber (s.a.v.)’in vekilleri olan alimler, ulemalar, imamlar, hocalar, vaizler ve ilahiyatçılar, kendilerine yönelik bir çağrıda bulunmak istiyoruz. Vicdanlarına müracaat etmeleri ve mahşerin o korkunç gününde Resulullah’ın yüzüne bakamayacaklarını, hesap veremeyeceklerini hatırlatmak isteriz.
Bu bağlamda, kimsenin etkisi altında kalmadan dosdoğru konuşmaları, gerçekleri haykırmaları ve Mümin ve Müslümanlara İslam dinini ve bu dinin kurucusu Hz. Resulullah’ın âl-i âbâsını noksansız olarak anlatmaları gerekmektedir.
Ne yazık ki, bu kutlu soyu inkâr etmekte ısrar edenler bulunmaktadır. Müslümanlara İslamiyeti bilerek eksik anlattıkları ve Âli Âbayı inkâr ettikleri görülmektedir. Bu nedenle, mahşeri, ahireti, mizanı, azabı, sıratı, ateşi ve cehennemi hatırlatmak isteriz.
Allah-u Teâlâ’nın kötü niyetli alimler için cehennemde yaptırdığı “Hasina” adlı ateş şehrini hatırlatmak isteriz. O gün, “Size hiçbir uyarıcı gelmemiş miydi?” (Mülk 8), “Size düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi?” (Fatır 37) sorularına; “Bize ne bir müjdeci, ne de uyarıcı gelmedi” (Maide 19) demeyesiniz diye sizi uyarıyoruz ve ateş ile korkutuyoruz.
Belki düşünüp akıl edersiniz, belki bildiğiniz ve beslendiğiniz dinin yalnız oruç, namaz, kurban, hacdan ibaret olmadığını anlarsınız, belki geçim kaynağı olarak kullandığınız dinin hüküm dini olduğunu anlarsınız da bu gafletinizden uyanırsınız diye ihtar ediyoruz.
Şimdi, bilerek unuttuğunuz ve unuturduğunuz Allah Rasulunun/Ehli Beyt’i (soyunun) hesabını nasıl ödeyeceksiniz acaba?
Biz Rasulullah’ın Ehl-i Beyti olarak öyle bir aileyiz ki, bizi seven kimseler ruhunu teslim ettiklerinde iyi hal üzere, mümin ve imanını kurtarmış kamil bir insan olarak vefat ederler.
Hz. İmam Ali (k.v.) ceddimiz Haris-i Aver’e şöyle buyurmuştur:
“Bizim sevgimizin üç yerde size yararı olacaktır:
- Ölüm Meleği canınızı almaya gelince.
- Mezar’da Münker ve Nekir sizi sorguya çekince.
- Allah-u Teâlâ’nın huzurunda durunca.”

