Ülkemizdeki Bazı Alevî Dedelerinin Ellerinde Bulunan Ehl-i Beyt / Seyyidlik Şecereleri Üzerine Bir Değerlendirme!!! Ehl-i Beyt nesebi ve seyyidlik meselesi, İslâm tarihi boyunca son derece hassas kabul edilmiş; hem dinî hem de hukukî bakımdan titizlikle muhafaza edilmiştir. Zira Hz. Peygamber’in (s.a.v.) mübarek soyuna mensubiyet iddiası, sıradan bir aidiyet beyanı değil; aynı zamanda büyük bir emanet ve ağır bir mesuliyettir. Bu sebeple İslâm devletlerinde asırlar boyunca “Nakîbü’l-Eşrâflık” kurumu ihdas edilmiş, seyyid ve şeriflerin nesep kayıtları resmî defterlerde muhafaza edilmiştir.Osmanlı Devleti’nde de bu vazife, Meşihat makamına bağlı Nakîbü’l-Eşrâflık müessesesi tarafından yürütülmüş; seyyidlik ve şeriflik iddiaları belirli usûl ve kaideler çerçevesinde incelenmiştir. Günümüzde bu kayıtların önemli bir kısmı, İstanbul Müftülüğü Meşihat Arşivi ile Şer‘iyye Sicilleri’nde muhafaza edilmektedir.Ancak son dönemlerde, bazı kimselerin resmî arşivlerde kayıtları bulunmadığı hâlde çeşitli yollarla şecere ve siyadet belgesi temin ederek kendilerini “Ehl-i Beyt mensubu”, “seyyid” veya “şerif” olarak takdim ettikleri görülmektedir. Bu durum yalnızca bazı Alevî dedeleriyle sınırlı olmayıp,

0
21